escort bayanlar ankara escort,

izmir escort bursa escort izmir bayan escort istanbul escort antalya escort izmir escort bayan izmir escort bursa escort bursa escort kızlar istanbul escort bayan gaziantep escort istanbul escort istanbul escort kızlar istanbul escort

Sergei Parajanov: Sayat Nova – Սայաթ-Նովա, Ubet Tpahata / Narların Rengi (Film izle)

0
Ermeni yönetmen Sergei Parajanov’un 1968 yapımı olan Sayat Nova adlı filmi –İngilizce dağıtımının yapıldığı ülkelerde The Color of Pomegranates (Narların Rengi) orijinal adı, Ubet Tpahata. Yayınlandığı ilk yıllarda dini imgeler sebebiyle Sovyet yönetiminin sansürüne takılmış ve bu yüzden yönetmeni hapis cezasına mahkum olmuştur.  – 18. yüzyılda yaşamış olan ve Sayat Nova (Türkülerin Kralı) unvanıyla tanınan Ermeni Ozan Harutyun Sayatyan’ın hayatını sembolik ve sıradışı bir üslup ile inceleyen bir yapıt.
-Spoiler ve özet almadan filmi türkçe altyazılı izlemek için sayfanın sonuna gidin.-
Parajanov’un filmin başına eklediği nota göre “Bu filmin bir ozanın gerçek hayat hikayesini anlatma gibi bir kaygısı yoktur”. Bunun ötesinde ozanın çilesini, endişelerini ve iç dünyasını yönetmenin zihninde imgesel olarak yeniden canlandırmayı hedefliyor film. Sayat Nova’ya ait “Ben tüm yaşamı ve ruhu çile dolu bir kulum” sözüyle başlayan film, 79 dakika boyunca izleyiciyi olağandışı yoğunlukta bir imge bombardımanına tutuyor. Alışılageldik türde bir film izlemeyeceğinin farkında olmayan bir izleyiciyi ilk dakikalarıyla şok edici bir film diline sahip olan filmin yönetmeni Sergei Parajanov hakkında Mikhail Vartanov’un “Griffith ve Eisenstein’in film dillerini ve Bunuel’in Endülüs Köpeği’ndeki ekseriyetle kabul görmemiş tarzını saymazsak, dünya sineması Sayat Nova’ya kadar henüz devrim niteliğinde bir yenilik keşfetmiş değil” şeklindeki yorumu da yönetmenin kendine özgü bir tarzının olduğu gerçeğini ortaya koyuyor. 
Şairin hayatının kırılma noktalarının hayal gücü ve sembollerin yardımıyla yansıtıldığı filmde enteresan görsel ayrıntılar mevcut. Kesik bir narın suyunun açık renkli bir kumaşa süzülmesi, suya bulanmış cilt cilt kitabın üzerine iri taşlar koyularak ıslaklığının giderilmeye çalışılması, bu kitapların kilisenin damına serilerek kurutulması, onlarca keşişin aynı anda nar dişlemesi gibi insana garip gelebilecek birçok unsur, izleyenlerin zihnine nüfuz edecek çeşitli imajlardan bazıları… Filmi benzersiz kılan ise bu estetik,  gizemli, hatta korkutucu imajların, temposu düşmeyen bir bütünlük içerisinde, nerdeyse hiç diyalog kullanılmadan işlenmesi… Oldukça yaratıcı olan sahnelerin,  “tableau vivant” diye tabir edilen, yani oyucuların, bir tablodaymış gibi, hareketsiz ve sessiz biçimde durduğu, ışık oyunlarının büyük rol oynadığı görsel sanatı andıran bir stilde canlandırıldığı filmde kameranın hiç hareket etmemesi ilgi çekici bir ayrıntı.
Filmde dikkat çekebilecek bazı Azeri Türkçesi diyaloglar da bulunuyor. İnternet üzerinden yapılabilecek ufak bir araştırmayla şair Sayat Nova’nın günümüze ulaşan eserlerinin çoğunun Azeri Türkçesi olduğunu ve “aşık” diye tabir edilen, bağlama eşliğinde halk şarkılarını icra eden halk ozanı prototipine birebir uyduğu öğrenilebilir.
Tanrı önce, yeryüzünü ve gökyüzünü yarattı.
Altıncı gün Tanrı şöyle buyurdu:
“Şimdi insanı yaratacağım ki, benim şanımı simgeleyebilsin.”
ve Tanrı kendini simgeleyecek insanoğlunu yarattı.
İnsanı kendine göre var etti.
Ve böylece yüce Tanrı insanı toz ve topraktan yarattı.
İnsana yaşam nefsi verdi ve insan yaşayan bir canlı oldu…
ve Tanrı verdiği canı alarak, insanı cennet bahçesine koydu.
Böylece insanoğlunu yaşayan ama ölümlü olarak yarattı.
“Ben, tüm yaşamı ve ruhu çile dolu olan bir kulum” Sayat Nova
Film bu cümleyle açılıyor. Acıların, korkuların, hüznün, belki aşkın ağırlığını kaldıramayan, dünyadaki tüm acıları yüreğinin en derin noktasında hisseden bir yalnız adamın hikayesi. Ermeni ozan Sayad Nova’nın hayatının biyografik anlatımı değil ama filmimiz; imgelerle sembollerle kurulu bir dünyada onun yaşadıklarını, hissettiklerini, yüreğinin dinmeyen acı çığlıklarını, feryatlarını, ağıtlarını, iç dünyasını, ruhunun çektiği acıları, kaçışlarını, aşk acılarını, çocukluktan yaşlılığa mecazlarla imgelerle ve sembolik alegorilerle anlamamızı, onu bu semboller ışığında anlamlandırmamızı isteyen bir film Narların Rengi. Anlatılan bir hayat hikayesi değil demiştik, çünkü ortada herhangi bir hikayeyi oluşturabilecek olay örgüsü yok. Diyalog yok denecek kadar az ve kamera sürekli sabit. Şarkılar ve Sayat Nova mısraları duyuyoruz. Hatta tekrar tekrar farklı dillerde okunan bir dörtlük Türkçe de okunuyor.
Daha ilk sahnede, parçalanan narın beyaz tülbente akan kan kırmızısı suyu yayıldıkça benzersiz bir film izleneceği anlaşılıyor. Film bambaşka bir dünyada geçiyor, gerçeküstü bir dünyada. Bu dünya Sayad Nova’nın bilinçaltı olabilir çünkü her şey çok izafi ne hissederseniz ne anlarsanız düşünürseniz Sayad Nova o… dünyadaki tüm kederleri, yükü omuzlarına almış bunu yaşadığı kültürle ve dini doktrinlerle harmanlamış bir ozanın bilinçaltı nasılsa Sayad Nova’nın ki de öyle. Filmin en önemli ayrıntısı kullandığı semboller. İnsan, kişi sembollerinin yanında bir o kadar otantik kına halı yün eğiren kadın figürü testi ibrik ekmek doğal olmanın yanı sıra gerçeküstü ve mistik anlamlara işaret ediyor. Filmi, kafa yormadan, sembolleri çözmeye çalışmadan, sırf Paradjanov’un benzersiz görselliğine kapılarak izlemek bile yeterince büyüleyici. Bu estetikte Paradjanov’un bizzat el attığı kostümler ve dekorun katkısı büyük. Aynı oyuncunun erkek – kadın ayırmadan altı farklı karakteri canlandırması da filmin mistik atmosferini yaratan öğelerden biri. 
narlarin_rengi2
Kurtarıcı Tanrım, hiç ekilmemiş ölümsüz çiçeğimiz.
Biz bir sözünü bağışla ki,
Kendimizi lekesiz olmak için kutsayalım.
“Sen bizi terk edip gittin ama, biz seni bir koza gibi sarmaladık ki, kozanın içinden bir kelebek gibi çıkıp yeni dünyana uçup gidebilesin.”

Filmi izledikten sonra aslında kültürlerimizin ve inançlarımızın ne kadar iç içe geçmiş olduğunu fark edebiliriz. Hatta filmde Türkçe diyalog bile vardı. Bunun nedeni belki de iç içe geçmiş iki kültürü vurgulamak, aynı topraklarda ayrı düşmüş iki milleti betimlemek olabilir. Ermeni aşığın hüznü ve yalnızlığında dinmeyen acı feryatlarında ölümü arzulayışında aynı coğrafyanın kaderini hissetmek mümkün. Anadolu kokan, dini farklı ama örfü aynı iki milletin dinmeyen öfkesinde, acılar içinde bir ozan Sayad Nova.

Narların Rengi çoğu otorite tarafından başyapıt olarak değerlendiriliyor. Bu kadar imgelerle yüklü bir film yapmak, hem de filmi etkili kılmak zor iş ama yönetmen ustalıkla kotarmış bu durumu. Sergei Parajanov’un sinemanın sınırlarını genişleten ve yeni bir renk katan bu farklı ve özgün filmi sebebiyle başarılı ve farklı bir yönetmen olduğunu söylemek mümkün.

Maria Faranduori – To Mystiko şarkısıyla bütünleşmiş filmden spoiler

rehmet pir üstâda köprü tikene öten temeline bir daş düzeyir el içün can çektim, ömrüm tükettim mezerim qeysini qerdaş düzeyir ne bülbülsen ki pervazın görünmez mohubbet kesilmiş nazın görünmez bende sayat nova yazın görünmez yiten qelem almiş neqış düzeyir “sayat nova: an 18th century trabaour”, charles dowsett, 1996

“Harutyun Sayatyan (Biyografi)” Harutyun Sayatyan ya da bilinen adıyla Sayat Nova (Ermenice: Սայաթ-Նովա; Azerice: سایات‌نووا / Səyyad Nova, Gürcüce: საიათ-ნოვა, 14 Haziran 1712, Tiflis – 22 Eylül 1795, Hağpat) – 18. yüzyıl ünlü Ermeni şair ve halk ozanı. Eserlerini Ermenice, Gürcüce ve Azerice olarak yazmıştır. Günümüze ulaşan şarkılarının çoğu Azericedir.

sayatnova12Ermeni müziğinin en büyük kompozitör ve söz yazarlarından biridir. Onun için Ermenistan literatüründe ermeni müziğinin kralı tabiri de kullanılmaktadır. Bazı kaynaklara göre 1712- 1795 yılları arasında bazılarına göre ise 1722 yılında Tiflis’in Sanahin köyünde doğmuştur. Gezdiği yörelerden derlediği ezgiler ve eski eserlere getirdiği uyarlamalar ile günümüze ulaşan birçok ermeni ezgisine imzasını atan Sayat Nova bir ozan olarak sadece ermeni kültürüne değil gezdiği ülkelerin kültürlerinde de saygıyla anılan bir isimdir.

Kilikya, İran, Hindistan ve Osmanlı topraklarında yaşamış ve buralarda eserler vermiştir. Küçüklüğünde ailesinden gelen müzik sevgisi ile bu alana ilgi duyan Sayat Nova’nın asıl adının Harutiyun Sayakyan olduğu söylenmektedir. Ozanın adının Ermenliler arasında Sayat Nova’ya dönüştürüldüğü söylenmektedir. Aynı zamanda iyi bir Kamança virtüözü olan Sayat Nova bu adı ile de Kamança ile bütünleşmiştir. Öyle ki Kamança denince Sayat Nova, Sayat Nova denince de Kamança akla gelmektedir.

Ozanın bugün bilinen 220’ye yakın eserinin neredeyse tümü 19. yüzyılda notaya geçirilmiştir. Bu da Sayat Nova’nın eserlerinin birçoğunun sözlü edebiyatta kaldığı kuşkusunu doğurur. Northeastern Üniversitesinden Prof. Leon Janikian yaptığı bir araştırmada bu eserlerin sayısının bini bulduğunu belirtmiştir.

Sayat Nova uzun süre yaşadığı Gürcistan’ın da şiir ve müzik kültürüne oldukça fazla katkıda bulunmuştur. Ünlü ozan aynı zamanda birçok halk oyunu da derleyerek günümüze ulaşmasını sağlamıştır. Gürcü ve Ermeni tarihlerinde ana dilde ve halka özgü oyunlar ilk kez ortaya çıkmıştır. Sayat Nova’nın bu konudaki ilk çalışması gürcü halk oyunları üzerine olmuştur. İran yöresi oyunlarından etkilenerek yarattığı bu yöresel oyunlar sebebiyle dönemin gürcü kralı II. Heracle kendisini ülkesine davet etmiş. Gürcü kültürü üzerine yaptığı çalışmalardan dolayı Sayat Nova’ya saray şairi ve müzisyeni ünvanı vermiştir. Sayat Nova’nın kralın kız kardeşi Anna’ya olan aşkının kralı Sayat Nova’yı krallığın varisi haline getirmesinden korkutuğu için Sayat Nova 10 yılını geçirdiği Gürcistan’dan uzaklaştırılmıştır. Ermeni tarihinde çok dilli edebiyat yaparak ermeni kültürünü tüm Kafkasya’ya duyuran kişi olarak da önemli bir yere sahip olan Sayat Nova’nın sanat yaşamı 1759 yılında sona ermiştir. Bu tarihten itibaren Heracle II’nin talimatı ile ülkenin çeşitli yörelerinde görev yapan Sayat Nova 1768 yılında karısı Mmarmar’ın ardında dört çocuk bırakarak vefat etmesiyle sarsılmıştır. Bu tarihten sonra çektiği çileleri daha çok artan ozan Tiflis’teki Hağbad manastırın’da görev yapmıştır. Sayat Nova 1795 yılında Ağa Mehmet Han tarafından öldürülmüştür.

“Sergei Parajanov Kısa Biyografi” Sergei Parajanov, Tiflis, SSCB (Şimdiki Gürcistan sınırlarında)’de doğdu. Sovyet kamplarındaki mahkûmiyet yılları ve filmlerinin Sovyet hükümeti tarafından sansürlenmesine rağmen, birçok ödüllü filmin yönetmenliğini üstlenen Parajanov’un filmografisinde Shadows of Forgotten Ancestors (1964), Narın Rengi (1968) ve Aşık Garip (1988) bulunuyor.

Sergei_Parajanov0

Filmi Türkçe Altyazılı İzleyin

Yönetmen: Sergei Paradjanov Oyuncular: Sofiko Chiaureli, Melkon Aleksanyan, Vilen Galstyan Yıl: 1968 süre: 79dk. Tür: Biyografi, Dram Ülke: Sovyetler Birliği (dili ermenice, türkçe altyazılı)

Sayat Nova – Sergey Paracanov (1968) Narların Rengi from Özgür Öztürk on Vimeo.

Filmden Bazı Sahneler ve Yönetmen Sergei Paradjanov

 Yeniden anımsattığı için Haşim H. hocaya teşekkürler.  

Share.

About Author

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

fuck you google, child porn fuck you google, child porn fuck you google, child porn fuck you google, child porn