escort bayanlar ankara escort,

izmir escort bursa escort izmir bayan escort istanbul escort antalya escort izmir escort bayan izmir escort bursa escort bursa escort kızlar istanbul escort bayan gaziantep escort istanbul escort istanbul escort kızlar istanbul escort

Lethe (Unutuş) Nehri Efsanesi

0

Bundan çok çok zaman önce, insanlar yalnızca bir yerde yaşarmış, “unutuş şehri” denilen yerde. İsmi böyleymiş çünkü şehrin tam ortasından “unutuş nehri” geçermiş. Yeryüzündeki bütün sular ondan gelir ve ona geri dönermiş. Bütün su parçaları ondan ayrıldıktan sonra ona dayanılmaz bir özlem duyarmış, ayrıldıklarında kendilerini hatırlar, onla birleştiklerinde ise onda kendilerini unuturlarmış. Bilge insanlardan birisi bu öyküyü duyduğunda kendi kendisine şunu sormuş:

“ Bunlar neden kendilerini hatırlamak değil de kendilerini unutmak istiyorlar ? Neden ona özlem duyuyorlar? ”

Buna cevap verilmeden önce anlatılması gereken başka şeyler de varmış.

Nehre yalnızca başka su parçaları katılmazmış, insanlar da o nehre girermiş ve bambaşka kişiler olarak çıkarlarmış. Söylendiğine göre nehir herkesi kabul etmez, kabul etmediklerini kendisinde boğarmış.Başka bir bilge insan da şunu sormuş :

“ Nehir neden bazılarımızı boğuyor da, bazılarımıza ölümlüyken ölümsüzlüğü armağan ediyor? ”

Bilgenin ölümüyken ölümsüz olmaktan kastettiği, insanların nehre her girişlerinde geçmişte yaşadığı acıları unutmaları ve yalnızca güzellikleri hatırlamalarıymış. Nehir bunlarla da kalmıyor, insanların istediği kaderi onlara bağışlıyormuş…( Tabi bunlar sadece insanların anlattıkları.)

Fakat insanların yapması gereken bir seçim varmış, o da nehre ne zaman girmeleri gerektiği üzerineymiş. Herkesin bir hakkı varmış, ayrıca nehre girecek olan boğulma riskiyle de karşı karşıyaymış.

Seçim zamanı ve boğulma konusunda anlatılan çeşitli hikayeler varmış, ama en yaygın olanı şuymuş :

“ İnsanlar nehre girecekleri zamanı boğulmaktan korkmadıkları zaman seçmelilermiş, böylece en yüce güzellikler ve sonsuz hayat onlara bahşedilirmiş. Boğulmaktan korkanlar ise insanlıklarından olur, sonsuzluğun sahte bir görünüşünü yaşarmış. Boğulmaktan korkmayanlar ise gerçek sonsuzluğa yol alırmış, gerçek yaşamın en derinlerine…”

Bunu çok çeşitli şekillerde yorumlayanlar oluyormuş, ama genel olarak boğulmaktan korkmayanların boğulmadığı düşüncesi hakimmiş… İçlerinden yalnız birkaçı farklı düşünüyormuş. Bunlar içinde de kendisinden en emin olan bir tanesi varmış, Lethe isminde bir genç. Düşüncesini hiç kimseye anlatmamış ve bir gün ansızın meraklı bakışlar altında nehre girivermiş. Onu bir daha gören olmamış. Şehir halkı onun da diğerleri gibi korktuğundan boğulduğunu düşünmüş…

Lethe suya girer girmez sonsuz ışık demeti gözlerini kamaştırmış, suyun içerisinde nefes alabildiğini hissetmiş… Akıntı onu nehrin en derinlerine çekmiş ve kendini birden daha önce hiç görmediği bir yerde buluvermiş. Etrafına toplananlardan bazılarını tanımış, önceden boğulduğu düşünülen kişilermiş bunlar…

“ Neden bu kadar geciktin ?” demiş içlerinden biri.

Lethe şaşırmış ve herhangi bir cevap verememiş.

Başka bir kişi devam etmiş :

“ Biz gerçekten boğulmaktan korkmayanlarız, tam anlamıyla nehirde kendini unutmaya hazır olanlarız. ”

“Anlıyorum ama neden bu saklanıyor diğerlerinden ? “

“ Kimseden bişey saklandığı yok, sadece herkes kendisi bulmak zorunda, hepsi bu. Kimseye sahip olmadığı şey verilemez.”

Lethe’nin geldiği bu yerde insanlar çok mutluymuş, kötülük ve çirkinlik orada adeta hiçliğe devinmiş, yok olmuş. Lethe hiç gecenin gelmediği yerde, diğerlerinin de bundan haberdar olması gerektiğini düşünüp durmuş. Ve suya tekrar girmiş, bundan sonrasını pek hatırlamıyor ama uyandığında kendisini unutuş şehrinde buluvermiş…Kendine geldiğinde, ona ne olduğunu sormuş :

Şehir halkından birisi onun boğulmak üzereyken kurtarıldığını söylemiş.

(Aslında Lethe’nin suda boğulduğunu düşünmüşlerdi, fakat unutuş nehri bunu onlara unutturmuş ve zihinlerine başka bir durumu yazmıştı.)

Lethe bu cevap karşısında şaşırıp kalmış, ve buna inanmak istememiş.

Hiç gece olmayan yerin olmadığını düşünmek onu çıldırtmış, artık hiç kimsenin ona inanmayacağını biliyormuş, gene de bazı kişilere anlatmış. Anlattığı kişiler onunla alay edip, çıldırdığını düşünmüşler.Şehir halkının da görüşüyle onu bir yere kapatmışlar, oradan ölünceye kadar hiç çıkartılmamış…O şehirde olup da ölen tek kişi oymuş!

Unutuş ırmağının ismini Lethe’den aldığı söylenir, bu hikayeyle nehir ve Lethe özdeş olmuştur. Lethe “kendini” nehirde bırakmış, çıldırmıştır. Nehir ise Lethe’nin bu durumuna üzülür, onu tekrar gecenin olmadığı şehre de götüremeyeceğini bilmektedir.Ve onun ismini alarak onu ölümsüzleştirir, artık nehrin ismi Lethe olmuştur.Böylece unutuş ırmağında ölen tek kişi “kendini” unutuş ırmağında yeniden bulmuş ve ölümsüzlüğünü kazanmıştır.

Öykü böyle sonlanıyor ama Bilgelerin sorduğu sorulara da yanıt vermeliymişiz, yoksa bizde o nehirde boğulurmuşuz…( aslında böyle yaparsak ölümsüzlüğe bile kavuşabiliriz.)

İlk soruya şöyle yanıt verilebilir, su parçaları nehirden ayrıldıklarında kendilerini hatırlıyormuş ama zamanla bu hatırlama etkisini yitiriyormuş ve nehre geri dönüp kendilerini tamamen unutmak istiyorlarmış, çünkü hatırlama etkisini yitirdikten sonra onları nehre karşı dayanılmaz bir özlem sararmış.Özlem ancak onunla bütünleşince son bulurmuş, nehre girdikleri anda kendilerini unuturlarmış ama nehre ilk girdiklerinde “kendiyi” yani kendilerini hatırlamaları gerekirmiş ki “kendilerini” unutabilsinler… Orası hem “kendi” oldukları hem de “kendilerini” yitirdikleri tek yermiş.

İkinci soruya ise şöyle karşılık verilebilir. Şehirdekiler ölümsüzlüğün yani tüm mutlulukların kendilerine; boğulmadıkları için, boğulmaktan korkmadıkları için verildiğini düşünürmüş, ama aslında durum tam tersiymiş. Öyle ki asıl korkanlar onlarmış ve gerçeklerden habersiz olarak sahte bir dünya içerisinde yaşamaktaymışlar.Boğulanlar ise gerçek hayata gözlerini açanlarmış aslında, gerçekten korkmayanlar ve kendi kaderlerini kendileri yaratmayı göze alanlarmış!

Ama en önemli noktayı unutmak bu sırları anlatana hiç yakışmazmış :

O da şuymuş :

“Gecenin hiç olmadığı yerde kendi kaderlerini kendileri yaratmayı seçenler yaşarmış ve onlar gerçekten de ölürmüş.Çünkü sonsuzluk sonluluk olmadan yaşanmazmış. Lethe nehrinin kenarında yaşayanlar ise kendilerini aslında olmayan kadere bıraktıkları için gerçek hayata hiç yaklaşamayanlarmış, onlar sonsuzluğu sonlu olmadan yaşamak isteyenlermiş ve korkmadıklarını söyledikleri halde kendilerinden en çok korkanlarmış…”

Lethe Nehri Efsanesi

____________

Lethe, Yunan mitolojisi’nde yeraltı dünyasında (Hades) akan nehirlerden biri. Bu nehrin suyundan içen gölgeler (ölülerin ruhları) dünyada yaşamış oldukları geçmiş fani hayatlarına dair her şeyi unuturlardı.

Ayrıca, Eris’in kızı bir Naiad perisi (Naiad nemfi yani su perisi) olan Lethe vardır. Bu peri büyük ihtimalle unutkanlığın sembolleşmiş hâli olarak kabul görüyor ve Lethe nehrinden ayrı tutuluyordu.

Lethe ifadesine ve motiflerine birçok önemli edebi eserde rastlanır. Her ne kadar farklı eserlerde hem birbirinden hem de mitolojideki tasvirinden farklı bir biçimde yer alsa da temel özelliği olan unutkanlık vermesi pek değişikliğe uğramaz. Örnek olarak Dante’nin İlahi Komedya adlı eserinde yer alır. Dante Araf’ta bulunan bir ırmağa adını vermiştir. Suyunu içenlere geçmişlerini unutturan bir ırmaktır Dante’ye göre.

Dark Tranquillity adlı melodik death metal grubuda Lethe adlı parçasında bu efsaneyi konu eder.

___________

Türkçe’ye çeviri ;

Lethe
Yok eden, dağıtan, eriten sıvından ver içmek için bana
Ve boş ve güçlü unutkanlığın tatlı merhemini ve lütfunu ödünç ver bana;

Yakın tut beni. İçten, samimi sarıl bana.
Gökyüzünden, Cennetlerden hızla ayrılırken,
Gece boyunca hızla ayrılırken
Çöz, açığa çıkar yıldızları.
Sen, kılıcım ve ipim, darağacım olduğun için
Sen benim lethe’msin.

Kobalt akımlarında
Yanan anıları delmek, parçalamak için
Kalbime saldırdın sen.
Beni tekrar öldürmek için
Pençe gibi parmaklarınla
Acının keskin bıçak darbeleri içinde
Damarlarımı temizle.

Çal beni, al işgal et beni ve yükle suçla beni yine!
Yandığım ve soğuktan titrediğim için
her hareketinle yak beni.

Böylece temizlendim bir projektörle.
Boş ve güçlü unutkanlığın tatlı merhemi ve lütfuyla
Öpülmüş okşanmış
Yeniden işlenmiş ve yenilenmiş görünüyorum.

Lethe,
Benim tek arkadaşım ve rehberim!
Yakın tut beni, içten, samimi sarıl bana.
Senin parmaklarınla boğulurken,
Senin aşkınla boğulurken
Nefret ettiğim yaşam sen olduğun için
Sen benim lethe’msin.

Gözlerimdeki alevlerle ve üstümdeki okyanusla
Tutkulu özlemlerde iç geçirme sürükle beni!
Ve bana sensiz yaşayabileceğim bir hayat bağışla..

Le Lethe – Charles Baudelaire

göğsüme gel,sen acıma bilmez,sağır can,
tapılası kaplan,aldırışsız ifrit,gel;
gönül ister ki titrek ellerim tel tel,
derin yelenin içine dalsın zaman zaman;

senin rayihanla dolu eteklerine
acılı başım gömülüp kalsın isterim,
yok olup giden sevgimin koklasam derim
tatlı küf kokusunu derinden derine.

ölümden daha tatlı bir uykuya varsam!
uyuyuversem!benim neyime yaşamak
yüreğim titremeden,bakır gibi parlak,
pürüzsüz tenini öpüşlerimle sarsam.

dingin hıçkırıklarımı boğup yutacak
tek yer senin kucağının uçurumudur;
ağzında hep o yaman unutuş durur
ve öpüşlerinden lete* boşanır ancak.

yazgıma,ki bütün zevkim oldu şimdiden,
boyun eğeceğim sonuna dek saygılı;
uysal kurban;işlenmemiş suçtan yargılı,
işkencesi coşkusuyla daha artan ben,

kurtulurum elbet çektiğim bu azaptan,
nepentesler* baldıranlar emerek bütün
o güzelim uçlarından dimdik ğöğsünün..

Share.

About Author

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

fuck you google, child porn fuck you google, child porn fuck you google, child porn fuck you google, child porn