escort bayanlar ankara escort,

izmir escort bursa escort izmir bayan escort istanbul escort antalya escort izmir escort bayan izmir escort bursa escort bursa escort kızlar istanbul escort bayan gaziantep escort istanbul escort istanbul escort kızlar istanbul escort

Gitar Tanrısı Hendrix’in 42. Ölüm Yıl Dönümü.. (1942-1970)

2

Jimi Hendrix , 27 Kasım 1942 – 18 Eylül 1970, 42. ölüm yıldönümünde Gitar tanrısı’nı saygı ile anıyoruz.. O sadece bir gitarist değil, müziğin kralı, sevgi ve barışın öncüsüydü.. Müziği kullanarak bizlere sevgiyi, barışı öğretmekti aslında amacı.. Tarihte yaşadıkları ve müzikleri ile Jimi Hendrix’i bugün tekrar yaşatıyoruz..

 

Ölmeden önce, sevgilisi Monica için yazdığı, “The story of life” şarkısındaki bu sözleri onun son sözleri olarak tarihe geçmiştir..

Jimi ölümle karşı karşıya geleceği o gece aşırı derecede uyuşturucu ve alkol kullanmış kız arkadaşı Monica’nın evine kendini güçlükle atarak son yemeğini yemiştir, daha sonra odasına geçip biraz uyumak istediğini söyleyip sızmış, ve uykusunda kusarak boğulmuştur. Bu esnada menajerlerinden Chas Chandler’in telesekreterine “milyonların ilahı, uyuşturucu kuşağının baş peygamberi, son ses kaydını” bıraktı: “I need help bad, man!” (“Çok yardıma ihtiyacım var dostum!”)

 

“Hayatın hikayesi göz açıp kapamadan sona erer, aşkın hikayesi merhaba ve elvedadır, tekrar buluşuncaya dek”

“The story of life is quicker, than the wink of an eye, the story of love is hello and goodbye, until we meet again”

 

Janis Joplin izleyiciler arasında ;

 

Güncel Demeçler ;

 

Asım Can Gündüz’ün bugün Jimi Henrix ile ilgili yaptığı açıklama, oldukça anlamlı ve gerçek ;

Ben Jimi’nin bir müridiyim. Jimi Hendrix bir gitarist değildi, o bir düşünürdü. Wolfgang Amadeus Mozart klasik müziğe ne verdiyse, Jimi Hendrix de onu verdi. Gitara yeniden bir doğuş getirdi. Onun müziği 37 yıl önceki şartlarla kaydedildi bu bazen unutuluyor. O yıllarda adam şu an yapılan şeyi icat etti. Jimi’nin bakış açısı, Jimi’nin tuşesi, lezzeti, kalitesi, stili, giyim tarzı Led Zeppelin’de, Guns’n Roses’da, Metallica’da ve bir sürü grupta yaşıyor. Jimi yaşıyor!

O rengarenk bir gökkuşağı döktürüyordu gitarından. O bir sosyal aktivistti. Kendi milletinin savaşını, Amerika’nın harbe girmesini, ırk ayrımını, insanların yapmacık tavırlarını çok güzel bir şekilde işledi. Tek kelimeyle izah etmem gerekirse bir peygamberdi o. Bir ekolden öteydi. Kim hoparlörü gider de suyun içine koyar? Herkes dişiyle gitar çalan adam diye hatırlar ama o bundan çok öteydi. Türkiye’de onu daha fazla kişinin tanıması gerek. Burada hala Steve Vai mi iyi, Hendrix mi iyi diye tartışıyorlar, bu çok komik. Bakın, aptallar Hendrix’i dinleyemez. Belli bir akıl seviyesi, IQ gerektirir onun müziği. Biraz derin olman gerekir. Çünkü Hendrix’in müziği bir felsefe kitabıdır…

 

Jimi, yaşarken menajerleri servet sahibi oldu. Ölümünden sonra plak şirketleri çok püyük paralar kazandı. Jimi sanatını olduğu gibi dışa vurdu.

”Sanat bir meziyet değil, duyguların dışa vurumudur” Lev Tolstoy…

Bekir Anlatıcı

 

Müzik dünyasında tanınalı beri barış ve kardeşliği sembolize eden en büyük isimdir halen..

Müzik dünyasının unutulmaz ismi Jimi Hendrix, hem müzik hem de örnek alınası hayatıyla milyonlarca insanın gönlünde taht kurmuş ve binlerce insan onu kendisine örnek olarak görmüştür.. Ne yazık ki, yaşamdaki tüm güzel şeyler yok olup gitmeye mahkum fakat bizler biliyoruz ki, orada yine aynı görevine devam ediyor ve gökyüzünden bize ışık saçıyor o eşsiz müzikleriyle.. Jimi Hendrix ve onun gibi bir çok müzisyen en güzel yerdeler ve bize bıraktıkları müzik ve öğretiler bizim en büyük mirasımızdır… Onları bu sayede yaşatıyoruz ve onlar asla ölmeyecekler.. Jimi Hendrix ölümsüzdür..!

(Bir rivayete göre, Woodstock’ta sahne arkasında Janis Joplin ile kısa süreli bir aşk yaşadığı söylenir.)

Kendilerinden kaçmak için çılgınca etrafta koşuşan ve gökkuşağındaki tüm renklerce yutulan insanları gördüm.

Gerçek inananlarsanız, kader size gerçek yolu gösterecektir. Jimi Hendrix

 

18.09.2011 Özgür Öztürk

 

1942 – 1970 arasında yaşayan  bu kadar kısacık yaşama 1970  den 2011 e kadar yaptıkları ile kendinden halen bahsettiren efsane. Çocukluğunda çöpte bulduğu gitarla başlayan nota bilmeden kendini yetiştiren Tanrının ona verdiği bu yetenekle gitarı araç olarak kullanarak kitlelere ulaşan kişi, Jimi Hendrix aynı  zamanda felsefik ve dünya görüşü olarak şu sözü onu çok güzel özetliyor.

“SEVGİNİN GÜCÜ ,GÜCE OLAN SEVGİYİ YENDİĞİNDE BU DÜNYA AYDINLĞI TANIYACAK -” onun için her zaman içimdeki oluşan his ,portre ve duygular bu şekilde yaşamı kadar kısa özetlersem.

Erol Akbarcı

Jimi Hendrix ve onun dönemindeki kendini müziğe adayan bir çok isim müzikte, sanatta, sosyal anlamda, savaş çocuklarıydılar, yaptıkları müziklerle o dönemin hippi akımcılarını bir araya getirerek sevgi ve barışı aşılamaya çalıştılar ve devrimci birer tavır sergilediler. Cinsel devrim de bunlardan biridir ki o döneme göre bunda hiçbir kötülük yoktur, bu tamamen hippi kurallarıyla alakalıdır. Onlar cennetin çocukları oldular ama hala insanlar onların mirasını yiyorlar.. Jimi Hendrix’in yerini kimse dolduramadı..

O dönemin insanları  mutlu bir aile ortamı olmadan, aileleri olmadan büyüdüler ya da travmatik Anne Babalarla çünkü onlar henüz küçük yaşlardayken ya da doğduklarında 2. Dünya savaşı ve sonrasında bitmiş, ülkeleri tükenmiş ve psikolojik sıkıntıları olan insanlar vardı. Onlar ve diğer çiçek çocukları gri bir hayatta büyüdükleri için renklerle bezenmiş bir Dünya yarattılar AŞK ve BARIŞ istediler bundan doğalı olamazdı savaş çocuklarıydılar. Çünkü müzik tek sığınakları oldu bir anlamda DEVRİM’di bu da..

 “ahh devrim ne yakışırdı bize..”

Julia W. Diamond

 

Çocukken televizyonda bir adam gördüm. Bağnaz bir ülkede geri kafalılıklarla dolu tv haberleri arasında pembe bandanasıyla, kıvırcık saçlarıyla sanki orgazm oluyormuşcasına gitar çalan bir adam gördüm. O gün o adam hayatıma gitarını, farklılıklarını, tabiri caizse parmağını soktu. O gün dünyada silahla eğiştirilemeyen şeylerin müzikle değiştirilebileceğini anladım. O gün barışın siyah ve beyazlarla rengarenk çocuklar doğurduğuna tanıklık ettim. Babamın bana Türklerin başarılarından bahsedip kafama milliyetçiliği aşıladığı çağımda bana barışı ve özgürlüğü öğretti bu adam. Çok sonraları hayatıma bu denli büyük izler bırakacak olan bu tanrıyı gene bir 18 eylülde tanımıştım. O yüzden bugün Jimi Hendrix’in ölüm yıl dönümü değil, dünyayı değiştirebilme inancının doğduğu gündür..
Sen ölmüş olamazsın şarkıların ve inancın bize hayat veriyor..

Hüseyin Yok / Gitarist, Dinleyici

 

 

Electric Ladyland albümünü herkes bilir. Ne kadar mükemmel olduğunu, ne kadar güzel olduğunu. O albümden önce Jimi’ye: “o kadar uzun şarkılar yapılmaz dinleyici dinleyemez” dediler. Israr ettiler. Jimi hiç birini dinlemedi “Voodoo Child” gibi bir şarkıyı literatüre kattı. Literatür kelimesini kullandım çünkü bu şarkı gelmiş geçmiş en iyi riff’ler arasında yerini almıştır. Ya da Purple Haze’den örnek vermek gerekirse, O şarkı mı olduğu halde girişteki o ufak intro “si bemoldür”. Si bemol ise, Mi 12 Bar Blues da geçiş notasıdır. Jimi onu en başta kullanmıştır. Daha o kadar çok örnek verilebilir ki onun profesyonel müzik yaşamı 4 yıl sürmesine rağmen 45 yıldır hala ses getirebilen bir varlıktır.

Varlıktır çünkü insan demekte zorlanırız. Bob Dylan’ın “All Along The Watchtower” isimli şarkısını öyle güzel yorumlamıştır ki (Zaten kendisi çok büyük bir Dylan hastasıydı) Bob Dylan “Bu şarkı benim değil Jimi’nin olmuştur.” demiştir. Daha ünlü olmadan önceki kız arkadaşı onun Dylan aşkından bahsederken “bazen duştan fırlayıp, hey görüyor musun bak burada ne yapmış, bak şurada ne söylemiş, gibi şeyler söylerdi. Her yeni Dylan plağıyla eve geldiğinde defalarca bıkmadan dinlerdi” demiştir. Herkes onun iyi niyetini paylaşımcılığını suiistimal etti maalesef. Yolda gördüklerinde para istediklerinde Jimi onlara yüz dolar, iki yüz dolar değil on binler verirdi. Mistisizmle de çok ilgilenirdi.

Henüz daha “Curtis Knight” ile çalışırken Curtis’in gördüğü bir rüyayı yorumlamıştı. Kitapta şöyle geçer Curtis’in sözleriyle: “Bir gece sanki geleceğin bir görüntüsü kadar gerçek bir rüyayla uyandım. Jimi’nin geleceğinin gözlerimin önüne serildiğini anlamıştım. Rüyamda, bütün renklerin karışımını simgeleyen güzel ve huzur verici tek bir renk – leylak rengi- vardı. Leylak rengi bir sis içinde, Jimi’yi kendinden çok hoşnut fakat daha önce hiç görmediğim ya da hayal bile etmediğim bir ruh haliyle görmüştüm. Görüntü bana Jimi’nin gerçekten ait olduğu yeri ifade ediyordu; yüzünde tam ve mutlak bir mutluluk okunuyordu.  Uyandığımda doğruca Jimi’ye gittim, o görüntüden ve onda gördüğüm şeyden söz ettim. Uzun bir süre konuşmadan garip yüzüme baktı. Sonra da şöyle dedi: ‘Curtis, sana bir şey söylemek istiyorum. Şu an 1965 ve ben beş yıl içinde öleceğim: Ama buradayken birçok yol kat edeceğim ve bir gün sevgi, barış ve özgürlük iletileri tüm dünyada paylaşıldığında, ister istemez öleceğim.”

Daha öncede dediğim gibi. Günlerden bir gün tanrı cennetinde çok sıkılmış. Ve yeryüzüne eğilip bakmış. Dünyaya inmeye karar vermiş. Kendine bir gitar bulmuş ve kendine JIMI adını almış. İşte tüm hikaye budur…  Ama tabi şunu da unutmamak gerekir ki, Jimi’nin ekibi de mükemmeldi. İnandığı bir ekibi vardı. Chas Jimi’yi İngiltere’ye götürdüğünde ve ona grup kurmak istediğinde seçmeler yapmaya başlamışlardı. İlk önce davulcu olarak Mitch’i seçmişlerdi. Daha sonraki aşama gitarist seçmeleriydi. Noel Redding elinde gitarıyla odaya girmiş ve elinden geldiğince o gitarı çalmaya başladı. İyide çalıyordu. İşini bitirdiğinde Chas ona “biz seni ararız. Ama sen sakın bizi arama!” diyerek çıkış yolunu göstermişti. Ama Jimi, Noel tam odayı terk etmek üzereyken ardından koşmuş koluna yapışmış “Hey, Noel. Bas çalar mısın? Hadi lütfen bas çal!” demiş ve Noel Redding’te “The Jimi Hendrix Experience” isimli grupta basçı olarak yerini almıştır. Sonra yapılanlar malum.

Jimi kendini uyuşturucuya kaptırdı evet. Başkaları ölçü olarak onu alırlardı kendilerine. “O bir kova alıyorsa biz yarım bardak almamız gerektiğini bilirdik” derlerdi. O dönem yaşadıkları hiçte kolay değildi. Etrafında bir sürü insan onu sömürmek için fırsat kolluyordu. Onun parasını yemek için. Etrafı çok kalabalıktı belki de tamam ama o çok yalnızdı. Kimsesi yoktu maalesef. Mümkün olduğu kadar gülerdi etrafına. Elinden geldiği kadar herkese yardımcı olmaya çalışırdı. İnsanları doğruya sevk etmeye çalışırdı. Ama bu süre içinde hep yalnızdı. Bir süre sonra prodüktörler de onu sıkıştırmaya başladı. Yeni albüm, şunlar bunlar…  Jimi’nin belgeselinde de vardır. Belgeselin sonunda çalar “In From The Storm” isimli şarkı. Şarkıyı çaldıktan sonra mikrofona eğilir “peace love and all  other shit” diyip gitarı çıkartıp yere bırakır. Özenerek değil. Rastgele…  Ve uzaklaşır oradan. Bu çok vurucu bir sahnedir aslında. Ancak kimse farkına varamadı. İnsanlar hala “onu daha nasıl farklı yollardan sömürebiliriz” in derdindeydi çünkü. En son arkasında zaten çok güzel bir ders bıraktı.

“Story Of Life”. Sonra da geldiği yere geri döndü. Ondan beklenenden fazlasını yaptı o. Hepimizin içine işledi. Çaldığı her nota, söylediği her söz, yaptığı her hareket bizim önümüzü açtı. “Strat’ın” Tanrısı idi. Gitara yeniden hayat verendi. Mucizeler yarattı. “Little wing” gibi. Ona televizyon programında “sen dünyanın en büyük gitaristisin” dediklerinde utanıp kızarıp bozaran birisiydi o. “Woodstock” ta Amerikan marşını deforme ederek çalabilen biriydi. Kimsenin cesaret edemediğini yapan. Bir çok yıldız sanatçının müziğe başlamasına neden olandır. Sahnede amfiyle sevişirdi. “Wild Thing” isimli şarkıyı çaldıktan sonra gitarının üstüne zippo gazı döküp onu yakıyordu. “Bana verebileceği her şeyi vermişti o” dese de aslında o içindeki tutkunun içindeki ateşin dışarı yansımasıydı. Sesinden çok utansa da o içtenliğiyle ve kendine özgünlüğüyle şarkı söyleyen süper çığlıklar atamasa da 7 oktav sese sahip olmasa da o duyguyu size muhteşem aktarabilendi. Kendisi sustuğunda gitarı konuşmaktan öte şarkı söylemeye başlardı. Jimi ölümsüzdür. Aramızda yaşıyor o hala. Birisi eline gitarını aldığında çalmaya başladığında başımızın ucunda durup bizi izliyor. Bazen rüyalarımıza girip akıl veriyor. Bazen aklımıza geliyor verdiğimiz bir kararı etkiliyor. Bazen bizi mutlu ediyor. Bazen ağlatıyor, güldürüyor. Ama Jimi yanımızda. Aramızda dolaşıyor hala. Elinize gitarınızı aldığınızda hissedebilirsiniz. Yanınızdadır. Size bakıp gülümsüyordur…
“İyi geceler Jimi…”

Cenk Jimi Çam / Gitarist, Dinleyici

 

 

Deep Purple ve Led Zeppelin le başladığım müzik olayı Jimi Hendrix’in “Voodoo Chile” parçasını dinleyince yeni bir yol çizdi. Bu yolda öncelikle gitar vardı. Ablam getirmişti 45 lik dene küçük plaklardan ne yazık ki ben Jimi’yi sevdiğim zaman bu dünyadan gideli 2 sene olmuştu…
Onun hakkında söylenenleri okudukça çok mutlu oluyorum.. Sanki o övgüler bana yapılmış gibi geliyor.. Yerenlerden ise nefret ediyorum. Bence gitaristler 2 ye ayrılır.. Jimi’den etkilenenler ve etkilenmeyenler… Frank Zappa bile 1965 yılında Jimi’yi seyretmiş ve çok etkilenmiş.. “Neil Young” şöyle der: Biz gitarcılar yolun bir tarafında koca bir binada seviyemize göre alt alta üst üste otururuz, ama Jimi yolun karşısında daha büyük bir binada tek başına oturur…

Eric Clapton’a Tanrı dediler İngilizler ama Jimi’yi dinledikleri zaman Tanrı’dan bile iyi gitar çalan adam dediler. Gürültüye hakim olan ada çoğu Beat gruplarında bir kaç gitar olmasına rağmen şarkıcılar ön plandaydı ama Jimi aldı gitarı müziğin en üst tepesine koydu ve kendi de Rock müziğin zirvesine oturdu bunları yazarken müzik çalmıyor zaten damarlarım ruhum dolmuş Jimi ile çınlayıp durur kafamda düşüncelerimi kayıt edebilseler tüm Jimi parçalarını ve daha bir sürü Rock Gruplarının parçalarını eksiksiz bulabilirler.

Jimi Hendrix adını söyleyince veya duyunca bile sanki gitar solosu dinlemiş kadar oluyorum… “Amon Düül II” en sevdiğim alman gruplarından dır. Grup elemanı Chris Karrer ile de tanıştım 1998 de… Chris Jimi konserinden sonra eve gelmiş ve o güne kadar müzik yaptığı saksafonunu parçalayıp çöpe atmış. Ice T’ye soruyorlar röportajda ilk gittiğiniz konser… JIMI HENDRIX – BAND OF GYPSIES Malmsteen, Hendrix izleyince videoda gitarist olmaya karar vermiş…

WHO grubunu pek sevmem stüdyoda Jimi’yi gören Pete Townsend kim soktu bu hayvanı buraya demiş adama bak yaa.. sanki kendisi insan ırkçı ingiliz benim yaptıklarımı yapıyor ama benden kat kat ileri demiş… daha sonra Eric Clapton’la beraber tüm konserlerine gitmişler. Sadece 2 konsere çok kalabalık olduğu için girememişler.

ALMANYADA BETA VİDEO KASET SATIN ALMIŞTIK…ÖNCE JİMİ HENDRIX ARKASINDAN FREE VE WISHBONE ASH VARDI…AMA JIMI BİTİNCE KASEDİ BAŞA SARAR BİR DAHA İZLERDİM…FREE YE BİRAZ BAKARDIM YOK SAR BAŞA HENDRIX E DEVAM…KISACASI FREE VE WISHBONE ASH İZLEMEK İÇİN 6 AY BEKLEDİM..ÇÜNKÜ HENDRIX ÜSTÜNE ANCAK HENDRIX İZLENİR…

Apache Ayhan Çetiner

 

Jimi’nin annesi safkan bir Cherokee kızılderilisiydi ve kocasından çok farklı bir kişiliği vardı.

Jimi Hendrix: İki insan birlikte olamıyorsa o zaman yapacakları en iyi şey ayrılmaktır.

Jimi Hendrix: Okumayı ve yazmayı öğrendikten sonra okulun bana verebileceği başka bir şeyi olmadığını anladım; çünkü bu dünyadan çok, öteki dünyayla ilgileniyordum. Bu dünyanın gidişatını beğenmiyordum.

Gümrükten geçerken olağanüstü arama işlerine tabi tutulacağımızı biliyordum. Bizi böyle görmeye hazır olduklarını sanmıyorum: Sarı ipek pantolonum, mor ipek gömleğim, dimdik saçımla ben, kaplan derisi desenli giysileri ve uzun saçlarıyla Noel ve Mitch’i. Aslında Birleşik Devletler gümrük yetkilileri hayal kırıklığına uğramışlardı. Bizi öyle aradılar ki FBI’ın acilen aranan 10 kişi listesindeki en önemli 3 kişiyi yakaladıklarını sanırdınız. Nerdeyse bizler de gerçekten de öyle olduğumuzu sanacaktık. Neyse hiçbir şey bulamadılar. Hiçbir şey getirmemiştik. Çünkü Amerika’da istediğimiz her şeyi bulabileceğimizi biliyorduk.

Jimi Hendrix

İngiltere’yi seviyorum; fakat hala bir evim yok. Bana öyle geliyor ki benim evim bütün dünya. Hiçbir yere yerleşmek istemiyorum; çünkü huzursuz olacağım ve bu yüzden gezmek istiyorum. Ancak belli bir yere yerleşmeyi gerçekten istediğimden emin olduğumda kendime ait bir evim olacak.

Bir festival için hoş bir yerdi Denver. Jimi’nin orada çaldığı sıralar Denver otoritelerinin genç kesimin hareketliliğine bir türlü alışamaması ve tamamen ayrı bir konu olan Denver polisi haricinde. Zira Denver polisi böyle büyük bir organizasyonun güvenliğini sağlamak şöyle dursun, bir eşeği nasıl bağlayacağını bilmiyordu. Nitekim olaya Mars’tan gelen uzaylıların istilasına uğramış bir tepki gösterdiler.

İnsanlarda temel olarak aradığı tek şey dürüstlüktü. O sıralar ona dürüst davranan pek az insan olması da ayrıca üzücüydü.

Joyce the Voice: Jimi sahneye çıktığında ben sahne gerisindeydim ve doğaüstü bir şey oldu. Jimi çalarken aramızda hemen hemen altı adımlık bir mesafe vardı ve Isle of Wight sıkıntısının çoğu atlatılmıştı. Hemen hemen konserin sonuna gelmişlerdi. Sonra aniden bir şimşek çaktı. Bu beyaz şimşekten gelen enerjik bir elektrik yükünün gücü vücuduma girdi. Tıpkı bir şok gibiydi. Bunu omurgamda hissedebiliyordum. Sonra Jimi’ye baktım. Acı ve ıstırapla dolu bir çığlığa benziyordu. O anda anladım ki Jimi umutsuzca yardım çığlıkları atıyordu. Ölecekti. Onu oradan kaçırmak, çevresini istila eden ve onu boğan bütün insanlardan kurtarıp uzaklara götürmek, üzerindeki bütün olumsuz etkileri temizlemek istedim.

Tarih 18 Eylül 1970, Jimi öldüğünde sadece 27 yaşındaydı. 27 Yaşındaki ölümlerin öncüsüydü belki de, ardından aynı yaşta ve aynı sebeplerden dolayı sanat arkadaşı, yoldaşı Janis Joplin, Jim Morrison ve yakın dönemde kaybettiğimiz Amy Wine House de henüz 27 yaşında idi.

Hatta bir rivayete göre, Janis Joplin ile Jimi Hendrix kim daha erken ölecek diye iddaya girerler, Jimi, Janis’ten önce ölünca Janis Joplin onun ardından şu sözleri sarfetmiş, “Onuna iddiaya girmiştik, benden önce öldü Orospu çocuğu.”

Ayın 21’inde bir araştırma başlatıldı ve patolojist profesör Donald Teare ölüm nedeninin, “aşırı dozda barbiturat’ın sebep olduğu zehirlenme sonucunda kusarak boğulma” olduğunu söyledi.

Jimi Hendrix: Hala insanlar birisi ölünce ağlar. Bu kendi kendine acımadır. Ölü adam ağlamıyor ki. Ben ölünce insanların benim müziğimi çalıp çıldırmalarını, kendilerinden geçmelerini, istedikleri her şeyi yapmalarını isterim. Kimsenin üzülmesini istemem. Asıl bu keder dolu dünyaya bir bebek doğduğunda üzülmek lazım. Birisi ölünce sevinmeli; çünkü o daha kalıcı ve çok daha iyi bir yere gidiyor.

Eric Burdon: Kendini bu hayatın dışına, bambaşka bir yere götürsün diye kullanıyordu uyuşturucuyu.

Kathy Etchingam: Jimi rüzgar gibi tamamen özgürdü. Ona sahip olmaya çalışmak vahşi bir kuşu kafese kapatmak gibiydi.

Telefonlardan nefret ederdi. Bir keresinde dairedeki tüm telefonları kesip atmak istemişti. Telefona pek az yanıt verirdi.

Jimi Hendrix: Ben, özgür?! Pekala, ben özgürsem, bu hep koştuğumdandır. Kendimi, toplumun değer yargılarından kaçan biri olarak görmek istemişimdir. İnsanlara imza atmaları için güç kullanan, onlara hoşça vakit geçiren kızlarla tanışmak isteyen bir toplum onlar. Saçlarımı kestiğimde, saçlarını neden kestirdin? diye sorarlar. İşte bunlar insanı çıldırtan şeyler. Sonra kendi kendime sorular sormaya başladım: Çok fazla mı solo söyledim? O kıza teşekkür mü etseydim? Yorgunum. Fiziksel olarak değil, zihinsel olarak. Saçlarımı arkaya doğru uzatacağım. Arkada saklanacak bir şeyler var.

Jimi Hendrix: Sevginin gücü, güce olan sevgiyi yendiğinde, dünya barışı tanıyaca

Jimi Hendrix:Hep hareket halinde olacağız.Zira, bu hayatta ne istiyorsan onu yapman lazım.
Zihnini ve hayal gücünü serbest bırakmalısın ;bırak aksın,bırak kanatlansın,özgürce uçsun.

Jimi Hendrix: LSD, zihin ifadesindeki “psychodelic drug”larda en son noktaydı. Onunlayken neler olduğunu görmek için onun içindeydim. Bazen, dünyayı bir arada tutan bir örümcek ağının iç ilişkisini görürdüm; bazen ilahi altına bürünmüş göksel görüntüler, kötülük kuyuları kazan insanları durdurmaya çalışırlardı. Bu kötülük sevgilisi insanlar, yaptıkları her kötülüğe bir anlam yükleyerek kötülüklerini devleştirirlerdi.

Jimi Hendrix:Kendilerinden kaçmak için çılgınca etrafta koşuşan ve gökkuşağındaki tüm renklerce yutulan insanları gördüm.

Gerçek inananlarsanız, kader size gerçek yolu gösterecektir.

 

Müzik yalan söylemez. Eğer hayatta birseyi değistirmek istiyorsan bunu ancak müzikle yapabilirsin.- Jimi Hendrix

 

Okuma ve yazmayı öğrendikten sonra eğitime gerek yoktur. İnsanın kendini eğitebileceği en güzel yer hayatın ta kendisidir okullardaki eğitime inanmıyorum.

Hatıralardan geriye kalanlar ;

O dünya üzerine gelmiş en iyi gitaristti. Yaptıkları, söyledikleri, uygulamaya çalıştığı şeyler hep kendini anlattı aslında, halkın içinden olduğunu ne kadar sıcak bir yüreği olduğunu…

Hani diyorlar ya “Müzisyenler öldükten sonra kıymetlendi” diye, bu söz kesinlikle bonus saçlı dostumuz için söylenmiş olamaz. Onun duyguları, onun düşünceleri o zamanlar uyuyan toplum tarafından zaten anlaşılmıştı. O diyordu ya “İnsanlar salamura gibi üst üste yığılmışlar, biraz yüksek volume lü müzik yaparak onları kıpırdatmaya çalışıyorum” diye, işte o bize yetmeyen ama kendi için dopdolu olan hayatında bunu başarmıştı.

O da sisteme karşıydı, o da herşeyin düzelmesini isterdi… O bunu sözlerine, o muhteşem sololarına, rifflerine, Purple Haze’ lerine, Manic Depressiff’ lerinde anlatılmıştı. İnsanlardan anlamalarını umdu, gerçek dinleyicileri onu yanıltmadılar. Her zaman onun arkasındaydılar, yaşarkende, öldükten sonrada…

Kabarık saçlarıyla ” Hey Joe” diyişi insanları kendinden geçirirdi. İnsanları kendi dünyasının içine sürükler, onları orada hipnotize ederek anlatmak istediğini net bir şekilde anlatırdı. Ki hala anlatıyor… O başlı başına bir evrensellik örneğiydi. Irkçılığa karşı olan, eşitlik yanlılığı onu insanların gözünde yücelmesindeki en büyük özelliklerden biriydi. Dünyada yozlaşmaya karşı verilen savaşın en büyük savaşçılarından biriydi. Yüzündeki o gülümsemesi, insanın içine işleyen sıcak sesi, mütevaziliği insana mutluluk dağatırdı. Şarkılarında ki o tını, o huzur dolu melodramlarını damarlarınıza girip kanınıza karışırdı.

O da maalesef her değerli insan gibi erken ayrıldı aramızdan (sanki böyle bir kural varmış gibi). Şimdi sevenleri onu anıtlarında, mezarında anıyor. Herşeyi bir kenara bırakarak 18 Eylül günü sadece Jimi’ yi hissederler. O içtiği uyku haplarıyla kendi yaşamına son veren büyük isme saygılar sunulur o kara günde…

O şuan hatıralarda, şarkılarında, sololarında yaşıyor. Müzik bir dönem onunla ayakta durdu, şimdi biz onu içimizde dimdik ayakta tutuyoruz…

 

Müzik benim dinimdir. / Jimi Hendrix

Jimi dünya’ya sanatın sadece tahsille ve bilgiyle değil, yürekle ve içten gelerek icra edilmesi gerektiğini nota bilmeden çaldığı gitarla, besteleriyle ve devasa konserleriyle ispat etmiştir.

Tabiki onun hakkında söylenecek ve yazılacaklar bu kadarla sınırlı değil..

 

Ölümü gecesi sevgilisi Monika’nın yanında yazdığı “The Story Of Life” sözlerinden kısa bir alıntı ;

“The story of life is quicker, than the wink of an eye, the story of love is hello and goodbye, until we meet again”

“Hayatın hikayesi göz açıp kapamadan sona erer, aşkın hikayesi merhaba ve elvedadır, tekrar buluşuncaya dek” …

Jimi sevgilisine, şarkıyı doğru zaman ve yer gelinceye kadar kimseye söylememesini istemiştir. Bu sözler Jimi’nin son sözleriydi ve bu şarkıyı besteleyemeden hayata veda etti.

Jimi Hendrix, birçoklarına göre gelmiş geçmiş en büyük gitaristtir. Yaşamı ise karmakarışıktır.. Özellikle de ünlendikten sonra.. 27 Kasım 1942’de Seattle’da dindar bir baba ve kızılderili bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi. Jimi’ye göre, annesi çok içerdi ve kendine dikkat etmezdi.

Çocukken çok sevdiği kilise müziğini dinlemek için gittiği Baptist kilisesinden kovulmuştu. Rahip onu, kilise kurallarına uymadığı için dışarı atmıştı.

Ayinlerde elde ettiği deneyim, onun müziğe olan ilgisinin ilk adımını oluşturmuyordu. Daha küçükken babası kaşık ve tarak çalarken -ki bu işte ustaydı- tüm dikkatiyle onu dinliyordu. Jimi’nin kendine güveninin artmasını sağlayan bir başka olay ise saç şekliydi: “Çocukken babam saçlarımı öyle bir traş ederdi ki yolunmuş tavuğa benzerdim, bütün arkadaşlarım beni kabak diye çağrırlardı. Belki de bu yüzden saçlarımı bu denli uzattım.”

Kiliseden kovulmasından kısa bir süre sonra Jimi’nin süpürge, sopa gibi eşyaları gitar gibi çalmaya çalıştığını farkeden amcası, ona bir gitar hediye etti. Hayatını tamamen değiştirecek bu olaydan sonra Jimi, nerdeyse bütün gününü elinde gitarıyla elde edebildiği Blues plaklarını, özellikle de Muddy Waters, Howling Wolves, Lightnin’, Hopkins, B.B.King, Arthur (BigBoy) ve Crudup and Robert Johnson gibi ustaların plaklarını dinlemekle geçirmeye başlamıştı. Jimi’nin gitara olağanüstü hakimiyeti ailesinin dikkatini çekmişti: “Plaktan birşey dinlerdi ve bir kaç dakika sonra onu çalıp geliştirebiliyordu.”

Okuma yazma öğrendikten sonra bir daha hiç okula gitmedi, bunun asıl sebebi ise 15 yaşında sınıfta bir kızın elini tuttuğu için -tabii ki bu onun ilk macerası değildi- kendisini azarlayan öğretmenine “Ne oldu? Yoksa kıskanıyor musun?” diyerek karşı çıkmasıydı.

İlerleyen yıllarda artık Jimi, bir kaç arkadaşıyla eğlence merkezlerinde, kulüplerde o dönemin ünlü şarkılarını çalabiliyor, hatta sonunda ellerine 50¢ geçirecek konserler verebiliyorlardı.

Askerlik dönemi geldiğinde ise akıbetinin ne olacağını bildiğinden -o zamanlarda Amerika’da dar gelirli beyazlar ve zenciler “taban tepiciler” diye tabir edilen karakuvvetlerine bağlı bir birliğe kayıt ediliyordu- kendini gönüllü olarak Paraşütçüler Birliği’ne kayıt ettirdi. “Askerliği boyunca 25 atlayış yapmıştı.”
Jimi, artık iyice pişmişti. Kendisini izleyen tecrübeli Blues’cular, büyüleniyorlardı. Oysa artık başkalarının şarkılarını çalmaktan bıkmıştı. Kafası müzik fikirleriyle doluydu. Bu fikirler hayata geçince bir müzik ilahı doğmuş olacaktı.

Uzun yıllar birlikte çalışacağı yakın dostu Curtis Knight ile tanışması ise New York’ta bir otelden kovulmak üzere olmasına rastlar. Curtis, Jimi’ye gitaristi olmasını teklif etti. Jimi ise -çok sevdiği gitarını satmasına rağmen- beş parasızdı ve Curtis tam zamanında yetişmişti. Onu borcundan kurtarıp iki gitarından birini ona hediye etti. Böylece Jimi, ilk kontratını Curtis ile imzalamış oluyordu. İki arkadaş, yeni tanışmalarına rağmen birbirleriyle iyi anlaşacaklarından emindiler. Birlikte daha büyük ve gösterişli kulüplerde çalmaya başladılar, Jimi daha çok arkaplandaydı, ancak sadece onu görmeye gelenlerin sayısı azımsanacak gibi değildi. Jimi gitara o denli hakimdi ki, sırtında, tek eliyle, dişleriyle hatta diliyle çalabiliyordu. Ünlü bir eğlence kulübü, başvuran guruplar arasından bir seçim yaparken sıra Jimi ve Curtis’e geldiğinde Jimi, gitarı dişiyle çılgınca çalmaya başladı ve işi kaptılar.

Artık otoriteler Jimi’yi profesyonel kabul etmeye başladığında Jimi’nin olağanüstü single’ları (tek parçalık albüm) Purple Haze -İngiltere listelerinde bir anda 4.lüğe yükseldiğinde yer yerinden oynamıştı- ve Hey Joe -1966 Aralık’ında çıktı- müzik camiasında derin yankı uyandırdı.

Jimi Hendrix gitarı konuşturuyor ; (gitar yanıyor)

Daha sonra Jimi, Avrupa’ya gitmesi konusunda ikna edilmeye çalışıldı. Birçok şeyvaat ettiler. Jimi ise ne o sırada gitaristi olduğu Curtis’e, ne de başka herhangi bir arkadaşına haber vermeden Avrupa’ya gitti. Jimi Hendrix Experience da böylece kurulmuş oldu: davulda Mitch Mitchell ve basta Noel Redding ile birlikte. Başarı, ün, şöhret artık onlarındı. Tabii bütün bunlar yalnızca ön planda olan şeylerdi. Bir de bunun görünmeyen yanları vardı. “Çanak yalayıcıların”, yapımcıların kurduğu kapanlar ve uyuşturucu, Jimi’yi ve grubunu içten içe çökertiyordu.

Jimi, arada Londra’daki kulüplerde sahne alıyordu. Single’lar birbiri ardına patlıyordu ki 1967’de ilk resmi ticari albüm denemesi geldi: “Are You Experienced?”. İçindeki şarkıların bir kısmı oldukça büyük tepkiler aldı, öyle ki Jimi Hendrix’in başı sık sık belaya girer oldu. Uyuşturucuyla yakalanıyor, hapse tıkılıyor, polislerle başı bir türlü beladan kurtulmuyordu. Ertesi sene yeni bir albüm: “Axis: Bold As Love”, aynı yıl “Smash Hits” adlı toplama bir albümün yanısıra bir başka albüm: “Electric Ladyland” geldi. Dinleyenleri, Jimi’nin ırkçılığa son vermek için gönderilmiş bir sevgi ve barış elçisi olduğuna inanıyorlardı.

Turnelerin biri bitiyor biri başlıyordu. Jimi’nin bir dakika bile boş durması, yapımcıların, kayıtçıların işine gelmiyordu. O da bu işten sıkılmaya başlamıştı. Bunun acısını da yine kendisinden uyuşturucu ve alkolle çıkartıyordu. Turnelerde çok büyük paralar dönüyordu. Yapımcılar Jimi’ye her istediğini veriyorlardı, ne de olsa onlar için Jimi, altın yumurtlayan bir tavuktu. Ama farketmediği bazı şeyler vardı. Jimi şöyle diyor: “Son zamanlarda çok para harcadığımı biliyorum. Fakat aynı zamanda çok para kazanıyorum. Parasal durumumun nasıl olduğunu öğrendiğimde şok oldum. Parasal ilişkilerimi idare eden insanlara inanmış, onlara güvenmiştim. Fakat kesinlikle yapılması gereken bazı değişiklikler var.”

Turnelerde genel olarak 20bin – 80bin$ arası kazanılıyordu. Amerika’da 45 dakikalık bir gösteriden 100bin$ kazanmaları ise inanılmazdı. Genellikle gelirin %50’si Jimi’ye, %25’i menajerlere, kalan %25’i ise Noel ve Mitch’e bölüştürülüyordu.

1970’de çıkan “Band Of Gypsys” ile Jimi Hendrix’in ünü zirveye çıktı. Jimi’nin yaşadığı sorunlar da öyle.. Bir konserinin ortasında konseri terk etti. İzleyiciler şaşkınlık içinde konser alanını terk ederken o, tekrar sahneye çıktı ve “İçinizde Garfield Lisesi’nden olan var mı?” diye sordu. Kimi gençler “Evet! Evet!” diye bağrıştıklarında Jimi “Çabuk defolun buradan” dedi ve alandan ayrıldı. Bu olay Jimi’nin o dönemdeki ruhsal çöküşünü açıkça ortaya koyuyordu.

1970’de Jimi bir stüdyo açtı. İçi, mümkün olan, o dönemde bulunabilen tüm elektronik cihazlarla dolu olan bu eşsiz stüdyo da onu hayata bağlayamadı ve bu yılın Ağustos’unda Jimi İngiltere’ye döndü. Ona göre, dinleyicileri onu unutmaya başlamışlardı.

İngiltere’deki “Isle Of Wight” Festivali 60’ların en sıkı festivallerinin sonuncusu olarak değerlendiriliyordu. Festival sonrası Jimi, şöyle diyordu: “Bir an kendimi soğuk veyalnız hissettim. İnsanların bana ulaşmaya çalışırcasına sahneye zıpladıklarını gördüğümde beni hala unutmadıklarını hissettim ve çok sevindim. “Purple Haze”, “Foxy Lady”, “Hey Joe” ve unuttuklarını düşündüğüm bütün parçaları çalmamı istediler.”

Jimi, İngiltere ve Almanya’yı da kapsayan yeni birkaç turne sonrası parasal durumunun ne kadar vahim olduğunun farkına vardı. Bunun yanısıra imzaladığı kontratlarda da çakışma vardı. Taraflar ve avukatları Jimi’nin ölümünden iki gün önce görüşmeye oturacaklardı. Kendisinin de katılması gerekiyordu ancak toplantıya gelmedi. Jimi, o iki günü çok daha farklı geçirmişti.

Tanık denebilecek Lorraine James, Jimi’nin son günlerinde yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor: “Açıkça ilaç bağımlısıydı ve üzerinde bol miktarda kenevir vardı. Durumu çok kötüydü, oldukça gergindi. Binanın telefon kulübesinde birileriyle bağlantı kurabilmek için saatlerce uğraştı, bir anda dünyanın en mutlu insanı oluyor, bir kaç dakika sonra kendisine yardım etmesini beklediği insanlardan ve maddi durumundan yakınıyordu. Binada arkadaşlarını ziyarete gelen iki Amerikalı kız vardı. Jimi o gece, sabahın 5’ine kadar ikisiyle de sevişti. Sonra hep birlikte Notting Hill’e gitmek üzere çıktık ve Batı Londra’da değişik yerlerde haşhaş içtik. Jimi tamamen kendinden geçmişti. Karşılaştığımız bir adam, aldığı uyuşturucu ile öylesine kendinden geçmişti ki merdiven korkuluklarından atlayarak bacağını kırdı ve hastaneye götürüldü. Tüm bu karışıklıklar olurken Jimi deliye dönmüş ve evin içinde bağırarak dolanmaya başlamıştı.”

Jimi sonraki günü bir kız arkadaşının evinde baygın bir şekilde yatarak geçirdi. O akşam nasıl olduysa sevgilisinin evini bulabildi ve sabahın 1:30’unda menajerlerinden Chas Chandler’in telesekreterine “milyonların ilahı, uyuşturucu kuşağının baş peygamberi, son ses kaydını” bıraktı: “I need help bad, man!” (“Çok yardıma ihtiyacım var dostum!”)

Ertesi gece sevgilisi Monika’yla birlikteydi. Monika şöyle anlatıyordu: “Sofrayı hazırladım, yemeği şarapla yedik, ama o biraz fazla kaçırdı. Daha sonra Jimi son şarkısını, son mesajını yazmaya başladı: “The Story Of Life”. Bu şarkıyı, doğru zaman ve yer gelinceye kadar kimselere söymememi sıkı sıkı tembihleyip yatmak için odasına çıktı.”

Jimi tamamen berbat bir durumdaydı. Çıktığı odada Monika’nın uyku haplarını buldu ve eğer Monika kapıdan içeri tam zamanında dalmasaydı, Jimi o hapları alacaktı. Monika’ya sadece hapları saydığını söyledi. Daha sonra Monika yatmaya gitti. Şöyle devam ediyor: “Hayatımın en büyük hatası, Jimi’yi o haplarla yakaladıktan sonra onu tekrar yalnız bırakmak oldu. Odaya tekrar girdiğimde haplar dökülmüştü, 9 hap da eksikti.”

 

Jimi Hendrix Mezarı

Jimi Hendrix Mezarı

Jimi Hendrix, 18 Eylül 1970’de Jim Morrison ve Janis Joplin gibi 27 yaşında uykusunda kusarak boğuldu.

Ayın 21’inde bir araştırma başlatıldı ve patajolist profesör Donald Teare, ölüm nedeninin “aşırı dozda barbiturat’ın sebep olduğu zehirlenme sonunda kusarak boğulma” olduğunu söyledi. Karar, açıkolarak kayıtlara geçti.

Böylece bir dönem milyonları peşinden sürükleyen, eşsiz müziğinin yanında, ırkçılık karşıtı olması, barış ve kardeşliği benimseyip benimsetmesi ile de bir evrensellik elçisi olduğunu gösteren bir deha daha hayata yenilmişti.

Doğum adı Johnny Allen Hendrix
Lakabı Jimi
Doğum 27 Kasım 1942 (1942-11-27)
Seattle, ABD
Ölüm 18 Eylül 1970 (27)
Tarz(lar) Blues, Saykodelik, Funk, Rock
Meslek(ler) Müzisyen
Çalgı(lar) Gitar,Vokal

 

Jimi Hendix anısına yazılan şiirler ;

Murathan Mungan, Hey Joe!

Biliyorsun sen bunu:
En son duyulan ayak sesleri ve üzerine kapanan demir kapı.
Çıkıyor musun bu sefer, yeniden mi giriyorsun içeri,
anlaşılmıyor şarkıdan,
Anlaşılmıyor Joe!

Gençliğimizin polisiye günleri:
Kendi romanlarımız için ayırdığımız adlar:
Sanki o romanlar sahi de, yaşadıklarımız yalan:
“Aynadaki ölü, zebra cinayeti, kandaki tuz, timsah sokağı cinayeti, profesyonel kin, suç bayramı, sudaki yalan, benekli karanlık, kumun seyrek zamanı, cesedi su akarken bırak köprüden, kan durağında inecek var, tek tabanca, bakımsız bahçede bir kaç ölü.”
Hey Joe!
Orada mısın?
Kapının arkasında mısın?
Her zamanki gibi saklanıyor musun?
Her geldiğinde bir başkası mısın?
Her geldiğinde yaptığın gibi saklanıyor musun hayallerinden?
Orada mısın sahiden?
Işığa çık, buraya gel, bütün oyunlarına varım ben.
Bir şiirimin duvarına asılı kalan
Unuttuğun deri ceketini almaya mı geldin?
Led Zeppelin’in dört yanımda bıraktığın remizlerini?
Beni yatağa bağlayacak mısın yine?
Ağzındaki şarabı ağzıma dökerken
Akşama çocukları da al gel,

Hey Joe!
Sen, ben, Çelik Bilek, Kinova, Dr.No.
Ne kadar kana benziyor kardeşlik
Nabızdaki sızının büyük yemini
Damarlarımızda dolaşan yabancı tadı kendinin kılmak
Ne kadar çok giyersek birbirimizin kazaklarını, montlarını
Birbirimizin teni, kokusu oluyorduk
Önceki zamanlarını kıskanıyorduk birbirimizin; ama belli etmiyorduk
Bir kitaba çalışır gibi çalışıyorduk hayatı
Geleceği birbirimizin geçmişinde arıyorduk
Kendimize geceden bir ülke yapmıştık, ikimizden bir zaman
kundakçı bir dil kullanıyorduk dünyaya karşı
uydurduğumuz sözcükleri bir tek biz anlıyorduk,
okulu kırar gibi hayatı kırıyorduk
Yol için, Keouac, Spanish Caravan, Love Street
Bedenlerimiz için, Kokulu Bahçe!
Ütopyalarımız için, Güneş Ülkesi!
arkadaş evlerinde unutulmuş Siddharta,
yarım ay Birinci paketi,
kalın dumanını araladığımız ot
içimizde Nepal, içimizde Tibet
pencere camlarında arkadaş ıslıkları

Bodrum’da zıpkın yemiş bir yazdan
çıplak yara göğsümüze dizilmiş deniz kabukları
içimizde bir türlü yatışmayan
yaralı hayvan
kendimizi dünyaya çarpa çarpa kırmaya çalıştığımız kabuk
neye küsmüşsek küsmüşüz bir kere, içimizde küs çizgisi
denize benzeyen ya da denizsizliğe
el ele tutuştuğumuzda, bir yazgı gibi avucumuzun içinde
canımdaki ateş olmasa bunca yıl sonra söylemezdim şiirini Joe,
demir parmaklıklar ardında karşı karşıya
tutukluyduk zaten en büyük kalabalıkların ortasında
gitarınla paylaştık derin morluğa geçişin büyük zamanlarını
ne yaşadıysak ince kuyum, ne yazdıysak safkan mürekkep
hem hançer hem hançere
bir yanda baş edemediğimiz marazi bir masumiyet
öte yanda kullanışlı gürültülerin çok amaçlı bilgisi
küs gecelerde sokaklarda sabahlayan çocukların koynundaki uyku,
öfkeli zula lirik donanım: muşta ve muska
neremiz dargındı neyimiz kanıyordu hangi yalanlara
kaybolmamak için geçtiğimiz yollara bıraktığımız toy defterler
şimdi çivi yazısı kadar anısı uzak yabancı imza
neredeysen çık ortaya Joe!
artık geçmişi bağışla

“Unuttuğum adların gece parklarında kaç kez aldattım seni
ben ihanetle öğrendim sadakati
kaç kez korkunun gözleriyle bakıştım bıçağının yüzünde
artık kimse öldürmez beni!”

Cebimde buruşuk şiirlerle çaldığım gece kapıları
tehlikeli uyaklarda dolaşıyor yangını önde giden
yangınımız önde gittik bütün seferlerden
ot kanımıza kımıldadıkça
büyük rüyalarla döndük kıyısız ülkelerden
canımdaki ateş olmasa bunca yıl sonra söylemezdim şiirini Joe!
sınıflar suçla aşılır biliyorsun Joe
suçlu serüvenlerle kazandım geçmişimi, şimdi sınıfsız gövdem
resmi mührü kazıdım kimliğimden
dilim ayaz kelimelerim üşüyor al göğsünde dinlendir beni
eski günlerin göğsünde,
esmer kızların, sarışın oğlanların göğsünde,
at gitsin hepsini, onlar o günler içindi
sarışın sayfalardaki esmer erkek esrarını at gitsin,
heyecanları çabucak, hevesleri kırılgan, dayanıksız gizleri
kirli gömlekler gibiydi gündeliğin mevsimlik mitolojisi
çok zaman geçti her şeyin, herkesin üstünden
hayat ödünç tenha uzak biz birbirimizin şarkılarının mirasıyız Joe!
Şimdi kaç kişi kaldık,
Göğe bakma durağı’nda el ele tutuştuğumuz gençlikten?
ben yine de bir yola çağırıyorum seni
ister inanç de buna, ister çaresizlikten

Dudaklarımı kanatırdı ıslığın
Hiç unutmadım hiç unutmadım
Ne zaman karanlığa düşsem senin ıslığını çalarım

Sanki rastlantının yedeğinde ilerleyen bir geçitteydik seninle
Kendi yolumuza gidecektik çıktığımızda
bir daha hiç görüşmeyecektik
Çaktırmadan ikimizde yolu uzatıyorduk aslında
Dilimizden önce öğrenmiştik oyunlarımızı,
Karanlığı kullanışlı hâle getirmeyi, sessizliği sessizce yorumlamayı,
hamlesiz ilerlemeyi, durmayı, çekilmeyi, silahları zamanında bırakmayı,
hırpalarken bile öldürücü darbeden uzak durmayı,
hileli kartlardan şiir ve sihir yapmayı,
bir meşini eskitir gibi yıpratmadan eskitmeyi anıları
Kendi nüfusumuza geçirir gibi,
çocukluk fotoğraflarımızı çalmıştık birbirimizin albümünden
Sonra tenime indirdiğin yemin:
sol omuzumda adının baş harfi
mor dövme
tam günah meleğinin durduğu yerde
gölgesi hâlâ düşer yazdığım bazı şiirlere
inzibatlar gündüzümüzün yolunu kestiğinde,
ya da karartma zabitlerinin apoletli saatlerinde
kaç kez suçüstü yakalandık hayatımızın vampirlerine
romanın en heyecanlı yeriydi
birbirimizi ele vermeden ihanet ettik birbirimize
son bir sürprizle değişiyordu olayların gidişi:
kaçıp kurtuluyorduk her seferinde
yanlış kan vermiştik herkese
ruhun ham serinliğiyle ürperen gecenin sateni
kısık ışıklı odaların gölgeli duvarlarında
tütsülerin isine karışan etin, otun deneyimi
eşyaya ve mekâna derinliğini veren sihir
görünür kılıyordu tarihin bütün simgeleri
birlikte inandığımız mucizeleri
elimizin altında Aleaddin’in Sihirli Lambası,
Pandora’nın Kutusu, Define Adası, kayıp ruhlar,
bizden öncekilerin kaybolduğu yollar, hayatlar
geçerek metalin, meşinin, ateşin deneyiminden
ben seni en çok dizlerin titrerken sevdim Joe
yer sarsılıyordu ağzımda bir yanardağ patlarken
gövdeyi aşıyordu varlığımızdaki derinlik
yeniden bedenleniyorduk sanki yaşarken
karşı koyamıyordu sana kardeşlikle bağlanmış bileklerim
meşin kemerinin anısı hâlâ ürpertiyor kalçalarımı
ağzımda unuttuğun erkekliğin sütünü
bak zaman köpürüyor yeniden
tarih geri geliyor
yaşamışlığın bütün şiddetinden
tarih geri geliyor
kalbin bütün yeminleri
son nefeste söylenmesi gereken sözlere azalmışken

Sabahlarım çok yorgun artık, kalınlaşıyor günbatımlarım
hayatımdan yokluğa sızar gibi azalıyor
beklentilerim, sevinçlerim, tahammüllerim, korkularım,ümitlerim;azalıyorum,
serinleşiyor sesim, bakışlarım koyulaşıyor,
ufaldı heyecanlarım, isteklerim kendini bile tutuşturmuyor,
bir tek alkole dayanıklılığım arttı, dalgın bir seyrekliğe benziyor sarhoşluğum
bazen denize ya da denizliğe benzetiyorum
kamaşan bir kimsesizlikle hayata küsüyor avuçlarım.

Kendim olmak için verdiğim onca yıldan sonra sıkıldım kendimden; eksildi uzayım; ne zamandır hep bir başkası olarak düşünüyorum kendimi hayal kurarken; artık başka bir fırsatın hayatını yaşamak istiyorum,

Çık saklandığın yerden Joe,
neredeysen çık, ölmek değilse bu, bak kayboluyorum!
yoruldum seni beklerken vakit geçirdiğim dublörlerinden
sana yazdığım
hikayeyi yanlış okuyorlar her seferinde
Ah şimdi Joe burada olsaydı, diyorum. Joe şimdi burada
olacaktı ki diyorum.
Bazen sarhoşken, kalabalığın içinde yüksek sesle söylüyorum
adını, ya da birinin kollarındayken, bazen pencereyi açıp, sokaktan
geçiyormuşsun gibi ardından sesleniyorum, hep başkaları bakıyor
yukarıya. Ben, gülümseyerek, gitti, diyorum, yakalayamadım gitti.
Sahi gittin mi Joe? Yoksa hiç mi olmadın?
Çık saklandığın yerden Joe,
Senin için biriktirdiğim bunca hikayeden birkaç oyun oynayalım

Şarkı seni dışarı uğurladıysa eğer,
Gel eski bir gecenin kapısını çal bende
Fazla bir şey vaat edemem,
bunca hasar görmüş zaferle kimse edemez artık
En fazla, hâlâ şiir yazabilen birkaç kişinin şanlı şizofrenisi
Polis devletlerinde aşk ve karabasan!
Bunlar kaldı bize bütün yaşadıklarımızdan,
kalbimizdeki bombalı pankarta ulaşamasa da
Ailenin, Devletin, Mülkiyetin kollu ve kolsuz kuvvetleri,
uyku diye uyuduğumuz karartma geceleri
Neredeysen firar et, gel, hâlâ göğsümde mırıldanan
çocukluğunu anlat bana
Hayatın kovduğu ölümün geri çevirdiği
ne varsa yüzünde
usul usul uykuna karışırken
birlikte ölümden döndüğüm biri gibi seyredeyim seni

Bütün bunları, hazin bir kayıplar öyküsüne, kendine acımaya
dönüştürmeden, ağır, başlı, yalın bir ödeşmeyle kapatalım istersen:
Hiçbir yolculuk eskisi gibi değil ama, belki bu sefer sahiden
gidebiliriz bir yerlere,

Hayatımızın bu yeni döneminde, Hey Joe! demem sana artık, başka bir şarkı buluruz kendimize… Şimdilerde yeni gözdem: Prodigy. Eski kundakçı günlerimizin anısına da uygun düşer hem: Firestarter, diye anarım seni istersen.

Ama söyledim ya:
Çıkıyor musun, yoksa yeniden mi giriyorsun içeri,
anlaşılmıyor şarkıdan Joe!
En iyisi gel, geri al kurumuş dudaklarımdan ıslığını
karanlığa artık alıştım ben
Hayata kaptırdıklarımdan daha çok kurtardıklarım
Kan durağında inecek var! Kandaki tuz kavurdu dudaklarımı,
Tek tabancayım! Suç bayramındayım! Timsah sokağındayım! Bak
buradayım!
Ya, sen neredesin Joe?

Çık ortaya saklandığın yerden!
Yoruldum, azaldım beklemekten.
Bazen düşünüyorum da!
Var mıydın sahiden, yoksa bir şarkının anısı mı uydurdu seni?
Hiçbir şey benzemiyor değil mi, şimdi geçmişten daha çok bizim
olan gençliğimize?
Bilmem ki, karşılaşsak bile birbirimizi hatırlayabilir miyiz yeniden?
İkimiz de artık bir başkasıyken,
Gene de sen bilirsin Joe, sen bilirsin,
Öyle iyiydi, bir düşün istersen.

1995-1997

 

James Marshall “Jimi” Hendrix / Denizhan Gönen, 24.03.2011

Jimi-hendrix-statue-seattle

Jimi-hendrix-statue-seattle

James Marshall “Jimi” Hendrix (Johnny Allen Hendrix, 27 Kasım, 1942 – 18 Eylül , 1970). Amerikan gitarist, şarkıcı ve söz yazarı, – tanımlar ne kadar anlatılmak istenileni doldurmasa da – sanatçı. Müzik tarihinin en iyi elektrik gitar çalan gitaristi. Blues – Rock ‘n Roll – Rock – Metal tarihinin en etkili müzisyeni, kendisinden sonra gelip de etkilenmeyen müzisyen yoktur.

İlk olarak 1967′de İngiltere’de çıkardığı single’larla ün kazanan Hendrix, aynı sene Amerika’da düzenlenen Montrey Pop Festivali‘ nden sonra tüm dünyaca ünlü oldu. Gelmiş geçmiş en görkemli organizasyon olan, 500.000 kişiden fazla kişinin katıldığı Unutulmaz 69 Woodstock Festivali‘ nde assolist(headline) oldu. Kullandığı overdrive karekteri, amfi. , pedal efektleri, fender stratocaster gitarı ile adeta bir ikon haline geldi.

Amerikan olmasına ve amatör müzik kariyerine orada başlamasına rağmen, deyim yerindeyse bir türlü tutunamamıştır. Hendrix farklı müzik gruplarında çalmış fakat hep aynı gerekçe ile gruptan atılmıştır. Peki ne bu gerekçe ?

Jimi Hendrix,  gitar çalma konusunda hiç bir eğitim almamıştır (abisinin dediğine göre; babasının bir rehin dükkanından 5 Dolar’a aldığı gitar ile). Kendi kendine, Chuck Berry, Elvis Presley gibi Rock ‘n Roll Tanrılarının parçalarını dinleyip, kolay olanlarını çalmaya çalışarak kendisini geliştirmiştir. Bu yüzden nota bilgisi pek olmayan Jimi Hendrix, parçayı dinler ve içinden geldiği gibi, hissettiği gibi çalardı.

Birlikte çaldığı grupların sahne öncesi provalarında, diğer grup üyeleri ile Hendrix uyuşamıyorlardı. Bunun nedeni; grup provalarda şarkıyı birebir çalmak için çalışma yaparken birden Hendrix’in, yeni, farklı bir şey çaldığını farkediyorlardı.Özetle, bunun grubu olumsuz etkilediğini düşünen grup üyeleri kibarca Jimi’ nin gruptan ayrılmasını istiyorlardı.

Aradığını Amerika’da bulamayan Jimi Hendrix, belki de hayatında aldığı en iyi kararı alarak İngiltere’ye gider. Jimi Hendrix ve Noel Redding’ in ortak bir arkadaşı, Noel Redding’e gider ve Jimi Hendrix diye birinin grup kurmak istediğinden bahseder. O dönem geleceğin büyük gitaristlerinden biri olacağı düşünülen Redding ilk başta bu teklife pek sıcak bakmaz çünkü; Hendrix gruba basist aramaktadır ve Redding çok iyi bir gitaristtir haliyle kendisine ters bir istektir. Ortak arkadaş karar vermek için acele etmemesini söyler ve Redding’e Jimi’ nin kayıtlarını dinletir. Dinlediklerinden çok etkilenen Redding, fazla düşünmeden elinden elektrik gitarı bırakıp bas gitarı alma kararı alır. Davula da Mitch Mitchell geçer ve alışılmadık 1 siyah Amerikan, 2 beyaz İngiliz’ den oluşan 3 kişilik bir grup, The Jimi Hendrix Experience kurulur.

1967′de başlayıp 1970′te sonlanan sadece 3 yıllık kariyerine sığdırdıkları inanılmazdır. Kaynak, referans olarak gösterilebilecek bütün müzik oteritelerince Hendrix, gelmiş geçmiş en iyi gitaristtir. Elektro gitarın çalışma prensiplerini anlayan ilk kişi olduğu söylenir, şöyle ki;

Gitarın tellerinde meydana gelen titreşimi, gitardaki manyetik adı verilen ekipman elektrik sinyaline çevirir ve amplifikatöre iletir. Manyetikler bu işlemi yaparken üzerlerinde bulunan bobinler sayesinde oluşan manyetik alanı elektrik sinyaline çevirir. İşte bunun üzerine kafa yoran Hendrix gitarı müzik enstrümanından çok elektronik cihaz olarak düşünür ve “bobinlerin üzerindeki sarım sayısını değiştirirsem, daha karakteristik bir ses elde ederim” der.
Jimi Hendrix için “onun gitarda denemediği bir şey yoktu” denir.

Solaktır ama sağ gitarı ters çevirir ve öyle çalar; diliyle, dişiyle çalar; sırtında, ensesinde çalar, Jimi Hendrix en patlayıcı sahne performansı sergileyen kişi olarak kabul edilir.

Müziği notalara, kalıplara bağlı kalarak değil hisleri ile çalar. Bu yüzdendir ki Hendrix hiç bir zaman bir şarkıyı 2 defa aynı şekilde çalmaz. Onlarca “Red House” , “Hey Joe”…v.b. parçalar çalmıştır fakat hepsi birbirinden farklıdır. Hendrix’i özel yapan en önemli şeylerden biri budur, yaratıcıdır.
Eric Clapton Jimi Hendrix için “o yanlış çalıyordu ama en iyi o çalıyordu” der. Jimi Hendrix Blues gitaristidir fakat Blues kalıplarına uymaz bu yüzden yanlış çaldığı söylenir. Bence Jimi Hendrix “eğitim yaratıcılığı öldürür” ‘ün bir kanıtıdır.

Stevie Ray Vaughan‘ ın, Joe Satriani‘ nin, Eric Clapton‘ ın ve daha nice gitar üstatlarının, Tanrı Jimi Hendrix hakkında anlattıkları dinlenmelidir.

Hakkında söylenmesi gereken çok ama çok fazla şey var. Bunları tek bir yazıda toplamak yerine zaman içerisinde yazacağım çeşitli kayıtları altında toplamanın daha iyi olduğunu düşündüm. Albümleri ;

The Jimi Hendrix Experience
Are You Experienced (1967)
Axis Bold as Love (1967)
Electric Ladyland (1968)

Jimi Hendrix/Band of Gypsys
Band of Gypsys (1970) [canlı kayıt]

Jimi Hendrix’ in ölümünden sonra çıkan stüdyo albümleri
The Cry of Love (1971)
Rainbow Bridge (1971)
War Heroes (1972)
Loose Ends (1974)
Crash Landing (1975)
Midnight Lightning (1975)
Nine to the Universe (1980)
Radio One (1988)
First Rays of the New Rising Sun (1997)
South Saturn Delta (1997)
Valleys of Neptune (2010)

 

Jimi Hendrix’in müzayede ile satışa sunulan gitarı ;

Jimi Hendrix’in 1967’de sahnede yaktığı ilk gitar, İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen müzayedede, 346 bin euroya satıldı.

Müzayede organizasyonundan yapılan açıklamada, Jimi Hendrix’in, Finsbury Astoria’da 1967’de verdiği konser sırasında yaktığı 1965 yapımı Fender Stratocaster marka gitarına 346 bin Avro verildiği belirtildi.

Hendrix, olayın ardından elindeki yanık nedeniyle hastaneye kaldırılmış, davranışı da müzikal gösterilerde bir “dönüm noktası” olmuştu. Londra’daki müzayedede ayrıca, Beatles grubunun yaptığı ilk sözleşme de satıldı.

Jimi Hendrix bu gitarı 1969’da Woodstock’ta kullanmıştı. Gerisini varın siz düşünün! 1990’da müzayedeye çıkarıldığında gitarın üstünde Hendrix’ten kalma sigara yanıkları hâlâ duruyormuş. O yıl gitar 198 bin dolara satılmış, ancak 1998’de 2 milyon dolara el değiştirmiş. Rivayete göre o parayı veren kişi, Bill Gates’in sağ kolu olan Paul Allen

 

Penalar ile Mozaik Hendrix!

İngiltere’nin ünlü mozaik sanatçısı Ed Chapman gitar penaları kullanarak rock ve elektro gitar efsanesi Jimi Hendrix in portresini yaptı. İngiltere’nin en büyük stüdyolarından biri olan Abbey Road Studyolarında düzenlenen kanser araştırmalarına destek organizasyonu çerçevesinde açık arttırma ile satışa sunuldu. Mozaiğin 16.000 Paund’dan alıcı bulması beklenirken 23.000 Paund’dan satıldı.
Mozaik,   112×108 cm boyutlarında ve 5 .000 adet Fender marka gitar penası kullanılarak yapıldı.
“Jimi Hendrix gitarın maestrosu ve kimse bir Fender’i O’nun gibi çalamaz” diyen Chapman, sıradışı çalışma ve deneyleri ile mozaik sanatına orjinal ve çok değişik eserler katmıştır. “Jimi’nin portresini penaları kullanarak yapmak istedim çünkü değişik malzeme ve yapılar kullanmayı seviyorum ve bu şekilde müzisyen anısına güzel bir sanat eseri adamış olacaktım”

Bu arada aynı açık arttırma organizasyonunda 2009 yılında Chapman’ın John Lennon eseri 6.000 Paund’a alıcı bulmuştu.

Dünyanın en büyük kansere destek oluşumu olan “Cancer Research UK” devletten hiç bir destek almıyor. Bu nedenle de bu gibi orginazsyonların tekrarlanması ve eserlerin yüksek fiyattan satılabilmesi orginazasyonun mail açıdan desteklenmesine büyük katkı sağlamakta.

Penalar ile Jimi Hendrix

Penalar ile Jimi Hendrix

 

 

 Jimi Hendrix’in İngiltere Günleri Sergi Oldu

Jimi Hendrix‘in 1968-69 arası Londra’da yaşadığı 23 Brook Street adresinin hemen yanında bulunan Handel House Museum’da, ölümünün 40. yılında ünlü gitaristi anmak için bir sergi açıldı. Sergide Jimi Hendrix’in Londra günlerinden fotoğraflar ve kullandığı eşyalar var. Jimi Hendrix’in yaşadığı eve bitişik olan Brook Street 25 numarada bulunan Handel House Museum, 200 yıl önce ünlü kompozitör George Frideric Handel’in yaşadığı ev. İşte sergiden görüntüler:

 

 

 

En İyi Gitaristler Top 10 (Gibson Seçti)

Les Paul gitarının üreticisi Gibson markasının websitesinde yapılan oylama sonucu tüm zamanların en iyi 10 gitaristi belirlendi. Jimi Hendrix’in bir numarada olduğu liste sondan başa şöyle:

10. PETE TOWNSHEND (THE WHO)

9. ROBERT JOHNSON

8. CHET ATKINS

7. EDDIE VAN HALEN (VAN HALEN)

6. JEFF BECK (THE YARDBIRDS, THE JEFF BECK GROUP)

5. CHUCK BERRY

4. ERIC CLAPTON (CREAM, DEREK AND THE DOMINOS)

3. KEITH RICHARDS (THE ROLLING STONES)

2. JIMMY PAGE (LED ZEPPELIN)

1. JIMI HENDRIX

Jimi Hendrix’den 1967 yılı performansı ile Purple Haze’i izlemek için tıklayın:

Wikipedia ;

Jimi Hendrix Kimdir ? Biyografisi, ölümü ve müzik hayatı..

 

Johnny Allen “Jimi” Hendrix (27 Kasım 1942 – 18 Eylül 1970), Amerikalı gitarist, şarkıcı, söz yazarı ve kültürel ikon.Hendrix rock tarihinin en etkili müzisyenlerinden birisidir. İlk olarak İngiltere’de ün kazanan Hendrix, 1967 yılında yapılan Monterey Pop Festivali’nden sonra tüm dünyaca ünlü oldu . Ayrıca ünlü Woodstock Festivali’nde headliner(assolist) oldu. Hendrix nasıl gitar çalınacağını kendi başına öğrendi ve genellikle Fender Stratocaster kullandı.O sol elini kullanan bir gitarist olduğu için dizeleri tersten eklenmiş bir gitar kullannırdı. 2003 yılında Rolling Stone dergisi tarafından tüm zamanların en büyük gitaristi seçildi.

 

Genel bilgiler
Doğum adı Johnny Allen Hendrix
Unvanı Jimi
Doğum 27 Kasım 1942(1942-11-27)
Seattle, ABD
Ölüm 18 Eylül 1970 27 yaşında ölmüştür.
Meslekler Müzisyen
Çalgılar Gitar,Vokal
Tarzlar Blues, Funk, Rock
Resmî sitesi www.jimihendrix.com
Önemli çalgılar
Bateri, Gitar

 

Hayatı 

Jimi Hendrix 27 Kasım 1942’de Seattle’da doğdu. İlk başta Johnny Allen Hendrix olan ismi daha sonra ailesi tarafından James Marshall Hendrix olarak değiştirildi. O para ve ilgiden uzak olarak büyüdü. Annesi ve babası o daha dokuz yaşındayken boşanmışlardı ve annesi o 16 yaşındayken öldü. Hendrix yaklaşık 14 yaşlarındayken gitarla ilk tanışması gerçekleşti. Bu gitar başka bir çocuk tarafından atılmış bir teli kopuk eski bir gitardı. Buna rağmen bu gitarla bazı şarkıları çalmayı başardı. 15 yaşlarındayken babasının bir arkadaşıdan 5$’a bir akustik gitar almayı başardı.İlk elektrogitarı babası Al Handrix tarafından alınan beyaz bir Supro Ozark’tı. Hendrix ders almadı fakat Chuck Berry ve Elvis Presley gibi sanatçıları izleyerek onların şarkılarını çaldı ve kendiliğinden bazı basit notaları buldu. O elektrogitarı amplifikatör (amfi) kullanmadan çalıyordu.

Okul Yaşamı 

Hendrix ortaokulu bitirmiş fakat Garfield Lisesi’nden mezun olamamıştır. Hendrix 1960’li yıllarda gazetecilere verdiği bir demeçte: “İnsanlar orda ırkçıydılar, ben başarısız oldum çünkü siyahtım.” dedi. Ayrıca Hendrix’in söylediğine göre çoğu zaman öğretmen tarafından kibar olmadığı gerekçesiyle dışarı atılırdı.

Askerlik  

Hendrix iki araba çaldıktan sonra önünde iki seçeneği vardı; hapse gitmek veya Amerikan ordusuna katılmak. O 31 Mayıs 1961’de orduya katılmayı seçti ve Fort Campbell, Kentucky’ye gönderildi. Askerdeyken komutanları onu nöbetlerde sürekli uykuda yakaladılar ve onun sürekli izlenmesi gerektiğine karar verdiler. Hendrix silah konusunda iyi değildi ve bir memurun dediğine göre o gitarını düşünürken,düşünüp doğru işler yapamıyordu. Tüm bunlara karşın askerlik onun için önemli bir devreydi çünkü orda Billy Cox ismindeki bas gitaristle tanıştı. Hendrix daha sonra The King Kasuals isimli küçük grupta Cox ile birlikte çalacaktı. 31 Mayıs 1962’de komutanları onun ordudan ayrılmasının daha iyi olacağını söylediler, çünkü Hendrix çok fazla sorun çıkartıyordu. O da bu fikre katıldı ve ordudan ayrıldı. Fakat Hendrix’in daha sonra söylediğine göre onun bir paraşütle atlayışı sırasında bileğini kırması sonucu onu eve göndermişlerdi. O daha sonraları askerlik anılarını Melody Maker isimli dergiye 1967 ve 1969 yıllarında anlatmıştır. Söylediğine göre orduya hizmet etmeyi ve ordunun işleyiş şeklini hiç sevmemiş. Amerikada yaptığı hiç bir röportajında askerlik anılarından bahsetmemiştir. Ne zaman televizyona çıkacak bir röportaj yapsa sürekli Fort Campbell’dan bahsetmiştir.Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi gitaristidir.

İlerleyen Yıllar 

Hendrix solak bir gitarist olmasına rağmen sağ elliler için yapılmış olan bir gitarı çalması onu insanlar gözünde popüler yapmıştı. İlk konserini isimsiz bir grupla bir Sinagog içerisinde vermiştir. Sonradan “The Velvetones” isminde bir bir gruba girmiştir. Bu grupla birlikte Yesler Terrace’de çalmıştır.
Askerlikten sonra askerlikte tanıştığı Billy Cox ile birlikte çaldıkları The King Kasuals grubunda çalmak için Tennessee’deki Clarksville’e taşınmışlardır. Bu grupla birlikte küçük barlarda çalmalarına rağmen çok para kazanamazlar ve bunun üzerine Nashville’e taşınan ikili orada müzik hayatına bir çok blues şarkılarıyla devam etmişlerdir. 1962 Kasım’ında, Hendrix ilk stüdyo performansını sergiler. Nashville’deki ilerleyen zamanlarında Hendrix, birçok farklı gruplarda ritim, solo gitaristlik ve vokalistlik yapar. Bu süreç boyunca çok para kazanamamasına rağmen, grupların nasıl çalıştığı hakkında bir çok tecrübe elde eder.
Çok para kazanamaması Hendrix’in canını sıkar ve Hendrix kuzeye, New York’a gider. 1964’te New York’a komşu küçük bir kasaba olan Harlem’e barlarda ve cafelerde çalmak için gider. Aynı zamanda Apollo Tiyatrosu’ndaki bir gitar yarışmasında ilk ödülünü kazanır ve 1966’da Hendrix kendi grubunu kurar ve gruba Jimmy James and The Blues Flames (Jimmy James ve Blues Ateşi) ismini verir. Grubun üyeleri Hendrix’in civarda tanıştığı müzisyenlerdir ve bunlardan birisi Randy isimili 15 yaşındaki bir çocuktur. Hendrix ve grubu Café Wha? İsimli bir cafede çalmaya başlarlar. Hendrix şanslıdır ve 1966’da The Rolling Stones’un gitaristi [Keith Richards]’ın kız arkadaşı Linda Keith ile tanışır. Hendrix’in müziğini seven Keith onu The Animals’ın menajeri ile tanıştırır. Menajer Chas Chandler ona “Hey Joe” isimli yerel bir şarkının rocak versiyonunu yapmasını söyler ve sonra onunla İngiltere’de bir kontrat imzalar. Jimmy Hendrix artık yeni bir albüm yapacaktır ve ona The Jimi Hendrix Experience (Jimi Hendrix Deneyimi) ismini verir.

Ölümü  

 

18 Eylül 1970’te, Londra’daki Semerkand Hoteli’nin zemin katında ölü bulundu. Aşırı içki ve uyku hapından öldüğü düşünülüyor. Baygın hâlde kusmuş ve kusmuğu ile boğulmuştur.

 

Jimi Hendrix Mezarı

Jimi Hendrix Mezarı

Monterey 1967 ;

 

Jimi Hendrix Deneyimi

Are You Experienced? (Deneyimli misin?)
Hendrix ilk albümü Are You Experienced? (Deneyimli misin?)’i 1967 yılında piyasaya çıkartmıştır. Albüm piyasaya çıktıktan kısa bir süre sonra Hendrix tüm İngiltere’yi ve Avrupa’nın büyük bir kısmını dolaşır ve 4 Haziran 1967’de Hendrix İngiltere’de Amerika’ya gitmeden önceki son konserini verir. Amerika’da onu Paul McCartney, George Harrison, Eric Clapton, Jack Bruce ve Brian Epstein dahil bir çok ünlü onu izlemeye gelmiştir. Albüm, İngiltere Müzik sıralamalarında 2. sıraya gelir. 2001 yılında ise gelmiş geçmiş en iyi 5. albüm seçilir. Rolling Stone dergisi ise albümü 2003 yılında yapılan en iyi 500 albüm sıralamasında 15. sıraya koyar.

 

Disk Bir #

Başlık Uzunluk

1. “Foxy Lady”  3:22

2. “Manic Depression”  3:46

3. “Red House”  3:53

4. “Can You See Me” 2:35

5. “Love or Confusion” 3:17

6. “I Don’t Live Today” 3:58

Are You Experienced Albüm Kapağı

Are You Experienced Albüm Kapağı

Disk İki #

Başlık Uzunluk

7. “May This Be Love”  3:14

8. “Fire”  2:47

9. “3rd Stone from the Sun”  6:50

10. “Remember”  2:53

11. “Are You Experienced?” 4:17

 

Axis: Bold as Love (Aşk Gibi Cesur)

Hendrix’in ikinci albümü 1967’de çıktı, Axis: Bold as Love. İçerisinde bir çok ünlü şarkı vardı, en ünlüsü ise “Little Wing”dir. Bu şarkının Stevie Ray Vaughan, Henry “Hank” Marrion, Metallica, Eric Clapton, Sting ve Pearl Jam gibi başka müzisyenler tarafından farklı versiyonları oluşturulmuştur. Albümün en önemli özelliklerinden birisi ise Hendrix’in gitarına yeni bir akort yapmış olmasıydı. Albüm Amerika’da 3., İngiltere’de 5. sıraya yerleşmiştir.

Albüm henüz satışa sunulmadan önce içinde tüm şarkıların bulunduğu ana kaseti Hendrix bir taksiden düşürmüştür ve bu yüzden Hendrix, Chas Chandler ve Eddie Kramer isminde bir mühendis albümdeki şarkıların kaydını bir gecede yeniden almışlardır. “If 6 was 9” şarkısını yetiştirememişlerdi, fakat Hendrix’in basisti Noel Redding’in şarkının içinde olduğu bir kaseti vardı. Albüm piyasaya çıktığında Hendrix başardıklarına çok şaşırmıştı ve yeni albümün kaybettiğinden daha iyi kaydedilmiş olduğunu söyledi.
Disk Bir #

Başlık Uzunluk
1.”EXP” 1:55

2. “Up from the Skies”  2:55

3. “Spanish Castle Magic” 3:00

4. “Wait Until Tomorrow” 3:00

5. “Ain’t No Telling”  1:46

6. “Little Wing” 2:24

7. “If 6 Was 9” 5:32

Disk İki#

Başlık Uzunluk
8. “You Got Me Floatin'” 2:45

9. “Castles Made of Sand” 2:46

10.”She’s So Fine” 2:37

11. “One Rainy Wish” 3:40
12. “Little Miss Lover” 2:20

13. “Bold as Love” 4:09
Electric LadyLand

Hendrix 1968’de 3. albümünü de bitirmişti, Electric LadyLand. O sene Hendrix’in menajeri Chas Chandler, Hendrix ile yollarını ayırmaya karar verir. Chandler’dan sonra Hendrix müziğindeki her şeyi değiştirdi. Farklı müzisyenler ve enstrümanlar kullanmaya başladı. Gitarlar, flütler, trombonlar hepsini farklı sesler elde etmek için distortion ile kullanmaya başladı. Albüm Amerika’da 1. sıraya gelirken, İngiltere’de 5. sıraya geldi. 2003 yılında VH1, albümü en iyi 72, Rolling Stones dergisi ise en iyi 54. albüm olarak belirledi.
Disk Bir#

Başlık Uzunluk
1. “…And the Gods Made Love” 1:21

2. “Have You Ever Been (to Electric Ladyland)” 2:11

3. “Crosstown Traffic”  2:13

4. “Voodoo Chile” 15:00
Disk İki#

Başlık Uzunluk
5. “Little Miss Strange” 2:52

6. “Long Hot Summer Night”  3:27

7. “Come On (Let the Good Times Roll)” 4:09

8. “Gypsy Eyes”  3:43

9. “Burning of the Midnight Lamp”  3:39

 

Disk Üç #

Başlık Uzunluk
10. “Rainy Day, Dream Away” 3:42

11. “1983… (A Merman I Should Turn to Be)”  13:39

12. “Moon, Turn the Tides…Gently Gently Away” 1:01
Disk Dört #

Başlık Uzunluk
13. “Still Raining, Still Dreaming” 4:25

14. “House Burning Down” 4:33

15. “All Along the Watchtower” 4:00

16. “Voodoo Child (Slight Return)” 5:13

 

Hendrix, 18 Ağustos 1969’da Woodstock Festivali’ne çıkar. Hendrix’in pazar akşamı sahne alacağı söylenir ama pazartesi sabahına kadar gelememiştir. Kötü hava koşulları ve ulaşık problemi nedeniyle geç kalan Hendrix’i bekleyen 500,000 kişi bunun üzerine kişinin 180,000’i gider. Sahneye çıkan Hendrix çokta beğenilmeyecek olan iki saatlik bir konser verir. Henüz çok fazla prova yapmadıkları şarkıları çalması bir çok hataya sebep olmuştur. Fakat tüm bunlara rağmen Hendrix Star Spangled Banner (ABD Ulusal Marşı)’ın yeni bir versiyonunu çalar. Şarkıyı ağır distortion ve sert bir vokalle çalması insanlara onun Amerika karşıtı birisi olduğunu ve marşa ve ülkeye saygısızlık yaptığını düşündürür. Hendrix bir röportajında “Siyasi bir açıkla olacak bir müzik ortaya koymak niyetinde değildim. Sadece marşa farklı bir versiyon yaratmak istemiştim.” demiştir.

Etkiledikleri ;

Jimi Hendrix gitar ve müzik deneyimi ile rock, blues, blues rock, hard’n heavy blues müziklerinde bir çok grup, gitarist ve müzisyeni etkisi altında bırakmış ve örnek olmuştur, onun müzik anlayışı ve ona olan sevgisi günümüze kadar taşınmış hala bir çok müzik grubunda onun tonları ve tarzları görülmektedir, etkilediklerinden kısaca bazı isimler şunlardır ;

Eric clapton
BBking
Jimmy page
David Gilmour
Eric johnson
Joe Satriani
Slash
Carlos Santana
Ritchie Blackmore
Gary Moore
Steve Vai
Zakk Wylde
Metin Turkcan
Marty Friedman
adrian Smith
Erkan Ogur
Robben Ford
Mark Knopfler
Jeff Beck

 

Diskografi ;

ALBUM LISTESİ;

1967 – Are You Experienced?
1967 – Axis- Bold as Love
1968 – Electric Ladyland
1969 – Live at the Royal Albert Hall (bootleg)
1970 – Band Of Gypsys
1972 – Hendrix In The West
1986 – Jimi Plays Monterey
1991 – Stages (4 CD’s)
1993 – The Ultimate Experience
1994 – Blues
1997 – First Rays Of The New Rising Sun
1998 – BBC Sessions (2 CD’s)
1999 – Live at the Fillmore East (2 CD’s)
1999 – Live at Woodstock (2 CD’s)
2001 – Voodoo Child- The Jimi Hendrix Collection (2 CD’s)
2002 – Baggy’s Rehearsal Sessions
2002 – Blue Wild Angel- Live at the Isle of Wight (2 CD’s)
2002 – The Last Experience (3 CD’s)
Popa Chubby – Electric Chubbyland

 

1967 – Are You Experienced?
———————————————————
01 – Foxy Lady.mp3
02 – Manic Depression.mp3
03 – Red House.mp3
04 – Can You See Me.mp3
05 – Love Or Confusion.mp3
06 – I Don’t Live Today.mp3
07 – May This Be Love.mp3
08 – Fire.mp3
09 – Third Stone From The Sun.mp3
10 – Remember.mp3
11 – Are You Experienced.mp3
12 – Hey Joe.mp3
13 – Stone Free.mp3
14 – Purple Haze.mp3
15 – 51st Anniversary.mp3
16 – The Wind Cries Mary.mp3
17 – Highway Chile.mp3

1967 – Axis- Bold as Love
———————————————————
01 – EXP.mp3
02 – Up From The Skies.mp3
03 – Spanish Castle Magic.mp3
04 – Wait Until Tomorrow.mp3
05 – Ain’t No Telling.mp3
06 – Little Wing.mp3
07 – If 6 Was 9.mp3
08 – You Got Me Floatin’.mp3
09 – Castles Made Of Sand.mp3
10 – She’s So Fine.mp3
11 – One Rainy Wish.mp3
12 – Little Miss Lover.mp3
13 – Bold As Love.mp3

1968 – Electric Ladyland
———————————————————
01 – … And the Gods Made Love.mp3
02 – Have You Ever Been (To Electric Ladyland).mp3
03 – Crosstown Traffic.mp3
04 – Voodoo Child.mp3
05 – Little Miss Strange.mp3
06 – Long Hot Summer Night.mp3
07 – Come On (Let The Good Times Roll).mp3
08 – Gypsy Eyes.mp3
09 – Burning Of The Midnight Lamp.mp3
10 – Rainy Day, Dream Away.mp3
11 – 1983 … (A Mermaid I Should Turn To Be).mp3
12 – Moon, Turn The Tides … Gently Gently Away.mp3
13 – Still Raining, Still Dreaming.mp3
14 – House Burning Down.mp3
15 – All Along The Watchtower.mp3
16 – Voodoo Child (Slight Return).mp3

1969 – Live at the Royal Albert Hall (bootleg)
———————————————————
01 – Sunshine Of Your Love.mp3
02 – Bleeding Heart.mp3
03 – Fire.mp3
04 – Little Wing.mp3
05 – Voodoo Chile (Slight Return).mp3
06 – Room Full Of Mirrors.mp3
07 – Purple Haze.mp3
08 – Wild Thing.mp3
09 – Smashing Of The Amps.mp3

Jimi Hendrix1970 – Band Of Gypsys
———————————————————
01 – Who Knows.mp3
02 – Machine Gun.mp3
03 – Changes.mp3
04 – Power To Love.mp3
05 – Message To Love.mp3
06 – We Gotta Live Together.mp3

1972 – Hendrix In The West
———————————————————
01 – Johnny B. Goode.mp3
02 – Lover Man.mp3
03 – Blue Suede Shoes.mp3
04 – Voodoo Chile.mp3
05 – The Queen.mp3
06 – Sgt Pepper’s Lonley Hearts Club Band.mp3
07 – Little Wing.mp3
08 – Red House.mp3

1986 – Jimi Plays Monterey
———————————————————
01 – Killing Floor.mp3
02 – Foxey Lady.mp3
03 – Like A Rolling Stone.mp3
04 – Rock Me Baby.mp3
05 – Hey Joe.mp3
06 – Can You See Me.mp3
07 – The Wind Cries Mary.mp3
08 – Purple Haze.mp3
09 – Wild Thing (Burning Guitar!).mp3

1991 – Stages
———————————————————
  Disc 1 – Stockholm ’67
01 – Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band.mp3
02 – Fire.mp3
03 – The Wind Cries Mary.mp3
04 – Foxy Lady.mp3
05 – Hey Joe.mp3
06 – I Don’t Live Today.mp3
07 – Burning of the Midnight Lamp.mp3
08 – Purple Haze.mp3

Disc 2 – Paris ’68
01 – Killin’ Floor.mp3
02 – Catfish Blues.mp3
03 – Foxy Lady.mp3
04 – Red House.mp3
05 – Drivin’ South.mp3
06 – The Wind Cries Mary.mp3
07 – Fire.mp3
08 – Little Wing.mp3
09 – Purple Haze.mp3

Disc 3 – San Diego ’69
01 – Intro Riffs.mp3
02 – Fire.mp3
03 – Hey Joe.mp3
04 – Spanish Castle Magic , Sunshine of Your Love.mp3
05 – Red House.mp3
06 – I Don’t Live Today.mp3
07 – Purple Haze.mp3
08 – Voodoo Child (Slight Return).mp3

  Disc 4 – Atlanta ’70
01 – Fire.mp3
02 – Lover Man.mp3
03 – Spanish Castle Magic.mp3
04 – Foxy Lady.mp3
05 – Purple Haze.mp3
06 – Hear My Train A Comin’.mp3
07 – Stone Free.mp3
08 – Star Spangled Banner.mp3
09 – Straight Ahead.mp3
10 – Room Full of Mirrors.mp3
11 – Voodoo Child (Slight Return).mp3

1993 – The Ultimate Experience
———————————————————
01 – All Along The Watchtower.mp3
02 – Purple Haze.mp3
03 – Hey Joe.mp3
04 – The Wind Cries Mary.mp3
05 – Angel.mp3
06 – Voodoo Chile (Slight Return).mp3
07 – Foxy Lady.mp3
08 – Burning Of The Midnight Lamp.mp3
09 – Highway Chile.mp3
10 – Crosstown Traffic.mp3
11 – Castles Made Of Sand.mp3
12 – Long Hot Summer Night.mp3
13 – Red House.mp3
14 – Manic Depression.mp3
15 – Gypsy Eyes.mp3
16 – Little Wing.mp3
17 – Fire.mp3
18 – Wait Until Tomorrow.mp3
19 – Star Spangled Banner (Live).mp3
20 – Wild Thing (Live).mp3

1994 – Blues
———————————————————
01 – Hear My Train A Comin’ (Acoustic).mp3
02 – Born Under A Bad Sign.mp3
03 – Red House.mp3
04 – Catfish Blues.mp3
05 – Voodoo Chile Blues.mp3
06 – Mannish Boy.mp3
07 – Once I Had A Woman.mp3
08 – Bleeding Heart.mp3
09 – Jelly 292.mp3
10 – Electric Church Red House.mp3
11 – Hear My Train A Comin’ (Electric).mp3

1997 – First Rays Of The New Rising Sun
———————————————————
01 – Freedom.mp3
02 – Izabella.mp3
03 – Night Bird Flying.mp3
04 – Angel.mp3
05 – Room Full Of Mirrors.mp3
06 – Dolly Dagger.mp3
07 – Ezy Ryder.mp3
08 – Drifting.mp3
09 – Beginnings.mp3
10 – Stepping Stone.mp3
11 – My Friend.mp3
12 – Straight Ahead.mp3
13 – Hey Baby (New Rising Sun).mp3
14 – Earth Blues.mp3
15 – Astro Man.mp3
16 – In From The Storm.mp3
17 – Belly Button Window.mp3

1998 – BBC Sessions
———————————————————
  Disc 1
01 – Foxy Lady (1967).mp3
02 – Alexis Korner Introduction.mp3
03 – Can You please Crawl Out Your Window (1967).mp3
04 – Rythm And Blues World Service.mp3
05 – (I’m Your) Hoochie Coochie Man (1967).mp3
06 – Traveling With The Experience.mp3
07 – Driving South (1967).mp3
08 – Fire (1967).mp3
09 – Little Miss Lover (1967).mp3
10 – Introducing The Experience.mp3
11 – The Burning Of The Midnight Lamp (1967).mp3
12 – Catfish blues (1967).mp3
13 – Stone Free (1967).mp3
14 – Love Or Confusion (1967).mp3
15 – Hey Joe (1967).mp3
16 – Hound Dog (1967).mp3
17 – Driving (1967).mp3
18 – Hear My Train A Comin’ (1967).mp3

  Disc 2
01 – Purple Haze (1967).mp3
02 – Killing Floor (1967).mp3
03 – Radio One (1967).mp3
04 – Wait Until Tomorrow (1967).mp3
05 – Day Tripper (1967).mp3
06 – Spanish Castle Magic (1967).mp3
07 – Jammin’ (1967).mp3
08 – I Was Made To Love Her (1967).mp3
09 – Foxy Lady (1967).mp3
10 – A Brand New Sound.mp3
11 – Hey Joe (1967).mp3
12 – Manic Depression (1967).mp3
13 – Driving South (1967).mp3
14 – Hear My Train A Comin’ (1967).mp3
15 – A Happening For Lulu.mp3
16 – Voodoo Child (Slight Return) (1969).mp3
17 – Lulu Introduction.mp3
18 – Hey Joe (1969).mp3
19 – Sunshine Of Your Love (1969).mp3

1999 – Live at the Fillmore East
———————————————————
  Disc 1
01 – Stone Free.mp3
02 – Power Of Soul.mp3
03 – Hear My Train A Comin’.mp3
04 – Izabella.mp3
05 – Machine Gun.mp3
06 – Voodoo Child (Slight Return).mp3
07 – We Gotta Live Together.mp3

  Disc 2
01 – Auld Lang Syne.mp3
02 – Who Knows.mp3
03 – Changes.mp3
04 – Machine Gun.mp3
05 – Stepping Stone.mp3
06 – Stop.mp3
07 – Earth Blues.mp3
08 – Burning Desire.mp3
09 – Wild Thing.mp3

1999 – Live at Woodstock
———————————————————
  Disc 1
01 – Introduction.mp3
02 – Message to Love.mp3
03 – Hear My Train A’Comin.mp3
04 – Spanish Castle Magic.mp3
05 – Red House.mp3
06 – Lover Man.mp3
07 – Foxey Lady.mp3
08 – Jam Back at the House.mp3

  Disc 2
01 – Izabella.mp3
02 – Fire.mp3
03 – Voodoo Child (Slight Return).mp3
04 – Star Spangled Banner.mp3
05 – Purple Haze.mp3
06 – Woodstock Improvisation.mp3
07 – Villanova Junction.mp3
08 – Hey Joe.mp3

2001 – Voodoo Child- The Jimi Hendrix Collection
———————————————————
  Disc 1
01 – Purple Haze.mp3
02 – Hey Joe.mp3
03 – The Wind Cries Mary.mp3
04 – Fire.mp3
05 – Highway Chile.mp3
06 – Are You Experienced-.mp3
07 – Burning of the Midnight Lamp.mp3
08 – Little Wing.mp3
09 – All Along The Watchtower.mp3
10 – Crosstown Traffic.mp3
11 – Voodoo Child (Slight Return).mp3
12 – Spanish Castle Magic.mp3
13 – Stone Free.mp3
14 – Izabella.mp3
15 – Stepping Stone.mp3
16 – Angel.mp3
17 – Dolly Dagger.mp3
18 – Hey Baby (New Rising Sun).mp3

  Disc 2
01 – Fire (Live) [Winterland, San Francisco, CA, October 12, 1968].mp3
02 – Hey Joe (Live) [Winterland, San Francisco, CA, October 12, 1968].mp3
03 – I Don’t Live Today (Live) [Los Angeles Forum, Los Angeles, CA, April 26, 1969].mp3
04 – Hear My Train A Comin’ (Live) [Berkeley Community Theatre, Berkeley, CA, May 30, 1970].mp3
05 – Foxey Lady (Live) [Maui, Hawaii, July 30, 1970].mp3
06 – Machine Gun (Live) [Fillmore East, New York, NY, January 1, 1970].mp3
07 – Johnny B. Goode (Live) [Berkeley, Community Theatre, Berkeley, CA, May 30, 1970].mp3
08 – Red House (Live) [New York Pop Festival, Randalls Island, NY, July 17, 1970].mp3
09 – Freedom (Live) [Isle Of Wight Festival, England, August 30, 1970].mp3
10 – Purple Haze (Live) [San Diego Sports Arena, San Diego, CA, May 24, 1969].mp3
11 – Star Spangled Banner (Live) [Woodstock Festival, Bethel, NY, August 18, 1969].mp3
12 – Wild Thing (Live) [Monterey Pop Festival, Monterey, CA, June 18, 1967].mp3

2002 – Baggy’s Rehearsal Sessions
———————————————————
01 – Burning Desire.mp3
02 – (I’m Your) Hoochie Coochie Man.mp3
03 – Message to Love.mp3
04 – Ezy Ryder.mp3
05 – Power of Soul.mp3
06 – Earth Blues.mp3
07 – Changes.mp3
08 – Lover Man.mp3
09 – We Gotta Live Together.mp3
10 – Baggy’s Jam.mp3
11 – Earth Blues.mp3
12 – Burning Desire.mp3

2002 – Blue Wild Angel- Live at the Isle of Wight
———————————————————
  Disc 1
01 – God Save the Queen.mp3
02 – Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band.mp3
03 – Spanish Castle Magic.mp3
04 – All along the Watchtower.mp3
05 – Machine Gun.mp3
06 – Lover Man.mp3
07 – Freedom.mp3
08 – Red House.mp3
09 – Dolly Dagger.mp3
10 – Midnight Lightning.mp3

  Disc 2
01 – Foxey Lady.mp3
02 – Message to Love.mp3
03 – Hey Baby (New Rising Sun).mp3
04 – Ezy Rider.mp3
05 – Hey Joe.mp3
06 – Purple Haze.mp3
07 – Voodoo Child (Slight return).mp3
08 – In from the Storm.mp3

2002 – The Last Experience
———————————————————
  Disc 1
01 – Introduction & Tune-up.mp3
02 – Lover Man.mp3
03 – Stone Free.mp3
04 – Getting My Heart Back Together Again.mp3
05 – I Don’t Live Today.mp3
06 – Red House.mp3
07 – Foxy Lady.mp3
08 – Sunshine Of Your Love.mp3
09 – Bleeding Heart.mp3

  Disc 2
01 – Fire.mp3
02 – Little Wing.mp3
03 – Voodoo Chile (Slight Return).mp3
04 – Room Full of Mirrors.mp3
05 – Annoncement & Tune-up.mp3
06 – Purple Haze.mp3
07 – Wild Thing.mp3
08 – The Star-Spangled Banner & Smashing Of The Amps.mp3
09 – Bleeding Heart [Edited Version].mp3
10 – Room Full of Mirrors [Edited Version].mp3
11 – Hey Joe [Soundcheck Recording].mp3
12 – Hound Dog #1 (Instrumental) [Soundcheck Recording].mp3
13 – Hound Dog #2 [Soundcheck Recording].mp3
14 – Hound Dog #3 (Instrumental) [Soundcheck Recording].mp3
15 – Voodoo Chile (Slight Return) [Soundcheck Recording].mp3
16 – Getting My Heart Back Together Again [Soundcheck Recording].mp3

  Disc 3
01 – Tax Free.mp3
02 – Fire.mp3
03 – Getting My Heart Back Together Again.mp3
04 – Foxy Lady.mp3
05 – Red House.mp3
06 – Sunshine Of Your Love.mp3
07 – Spanish Castle Magic.mp3
08 – The Star-Spangeld Banner  Purple Haze.mp3
09 – Voodoo Chile (Slight Return).mp3

Popa Chubby – Electric Chubbyland
———————————————————
  Disc 1
01 – Intro.mp3
02 – Spanish Castle Magic.mp3
03 – Foxy Lady.mp3
04 – Catfish Blues.mp3
05 – The Wind Cries Mary.mp3
06 – Purple Haze.mp3
07 – Can You See Me.mp3
08 – Remember.mp3
09 – 3rd Stone From The Sun.mp3

  Disc 2
01 – Intro.mp3
02 – Come On.mp3
03 – Red House.mp3
04 – Who Knows.mp3
05 – Hey Joe.mp3
06 – Little Wing.mp3
07 – Voodoo Chile.mp3

  Disc 3
01 – Manic Depression.mp3
02 – Up From The Skies.mp3
03 – I Don’t Live Today.mp3
04 – Isabella.mp3
05 – Burning Of The Midnight Lamp.mp3
06 – Highway Chile.mp3
07 – Bold As Love.mp3
08 – San Catri (For Jimi).mp3

 

Janis Joplin, Jimi Hendrix

Janis Joplin, Jimi Hendrix

 

Paylaşım ve derleme için emeği geçen herkese ayrıca teşekkür ederim, Jimi Hendrix’in daha yakından tanınması için derlediğim bu makale tam olarak 6 saat sürmüştür. Dolayısıyla bunca emek verilmiş makaleyi izinsiz kopyalanmamasını ve sonuna kadar okunmasını rica ediyorum.. Derleme geliştirme açısından, eklemeye açıktır, siz de kişisel yorumlarınızı ve bildiklerinizi paylaşmak isterseniz lütfen iletişim kurunuz.

18.09.2011 / Yaşama Uğraşı – Rock’n Roll For All, Özgür Öztürk

Share.

About Author

2 yorum

  1. ebrusultankeser on

    jimmy ‘yi ve makaleni sonsuzluğa emanet etmişsin sevgili özgür.. artık ikisi de ölümsüz..söyleyecek anlatacak bunca sözünün varlığı tebrik edilmeli saygıyla dinlenmeli senden.. beğendim gerçekten..diyosun ya bıraktıkları en güzel miras diye.. hem de herkese..güzel söz.. sanki hep biyerlerde yaşayacak bu sayede.. onu dinleyenin, inananın hep elinden tutacak sanki.. sözlerin, yazdıklarının da tüm bu insanlara etkisi olacak bence.. tebrik ederim…tüm bu emeğin için de…sadece yazmamış, jimmy’i yaşamışsın..belki de seni tanımadan öldüğü için biraz eksik ölmüştür.. yoksa diğer arkadaşını değil seni arayı ;”oo man,i need your help” derdi.. ama zaman kedisi.. herzaman denk düşürmüyor insanları birbirlerine.. teşekkür ederim tüm bu emeğine..

  2. prettyhead on

    artık davulları klavyeden çalınan, gitarı cilalanmaktan, efektten, başka bir şeye dönüşmüş müzikler var. Hendrix, Alvin Lee gibi gitaristler,John Mayall, R. Derringer, Steve Ray. bunlar başka bir dönemin, şahsen benim arkasından bakakaldığım bir dönem- müziğini yaptılar.
    Blues rock acayip bir kokteyl. kaynayan bir ruhu var, ve .Dinleyeni kendisine (üretime)bu kadar yaklaştıran başka bir müzik olmadı bildiğim kadarıyla. ayinsel Hendrix müziği. Bedeni, aklı ve gitarıyla çıkardığı sesler.
    All along the watchtower,
    bold as love
    sitting ooooon top of the world’üne kadar yolu var.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

fuck you google, child porn fuck you google, child porn fuck you google, child porn fuck you google, child porn