escort bayanlar ankara escort,

izmir escort bursa escort izmir bayan escort istanbul escort antalya escort izmir escort bayan izmir escort bursa escort bursa escort kızlar istanbul escort bayan gaziantep escort istanbul escort istanbul escort kızlar istanbul escort

Emily Elizabeth Dickinson (1830 – 1886)

0

“Ölüm için duramadığımdan, / O nazikçe benim için durdu; / Araba yalnızca ikimizi taşıyordu / Ve Ölümsüzlüğü.” Emily Dickinson

“Because i could not stop for death / He kindly stopped for me/  The carriage held but just ourselves/ And immortality.”  Emily Dickinson

Emily Elizabeth Dickinson (10 Aralık 1830 – 15 Mayıs 1886) ABD’li kadın şair.

Massachusetts eyaletindeki Amherst kentinde doğdu. Babası kentin önde gelen avukatlarından ve politikacılarındandı. Dedesi de orada birkaç okul kurmuş biriydi. Kendisi de, kızkardeşi de evlenmediler ve aileleriyle birlikte yaşadılar. Emily, yaşamı boyunca pek seyrek olarak Amherst’ten çıkmıştır. Yakınlardaki bir okula devam etmiş, bir kez Washington’a, ve iki-üç kez de Boston’a gitmiştir. 1862’de tümüyle eve kapanmış, en yakın arkadaşlarıyla bile ölünceye değin bir daha hiç görüşmemiştir. Kapandığı odasında kendisini yazmaya vermiştir. İlk mektupları ve kendisiyle ilgili betimlemeleri, canlı bir ruha sahip çekici bir kızı yansıtmaktadır. Daha sonra dünyadan elini eteğini çekmesinin nedeninin umutsuz bir aşk deneyimine dayanıyor olabileceği eleştirmenlerce düşünülmektedir. Dış dünyayla olan ilişkisi ve deneyimleri sınırlı olsa da, yazılarında yaratıcı ve imge gücü yüksek bir edebiyatçıdır.

Emily Dickinson ilk şiirlerini yazmaya başladığında, neredeyse hiçbir eğitim almamıştı. Henüz Shakespeare’i ve klasik mitolojiyi bilmiyordu. İlk başlarda daha çok Elizabeth Browning ve Bronte Kızkardeşler gibi kadın yazarlarla ilgileniyordu. Bu arada, Ralph Waldo Emerson’ı, Thoreau’yu ve Hawthorne’u da tanıyordu. Geleneksel anlamda dinle bağlantılı birisi olmasa da, İncil’i inceledi ve pek çok şiirinde dinsel formlar kullandı.
Yaşamının değişik dönemlerinde ona esin kaynağı olan ya da öğretmenlik yapan insanlar, özellikle erkekler olmuştur. İlki babasının avukatlık bürosunda çalışan genç bir avukat olan Benjamin Newton’dır. Kendisi Emily Dickinson’ın yazınsal duyarlığının ve kültürünün gelişmesine katkıda bulunmuştur. Dickinson, onunla ilgili olarak daha sonraları, “Bana ölümsüzlüğü öğreten bir dost” diye yazacaktır.

Emily Dickinson’un sonraki öğretmeni, evli bir din adamı olan Charles Wadsworth’tür. Dickinson’un entelektüelliğine katkısı olmuş ve dış dünyayla ilişkisinin artmasını sağlamıştır. Yazdıklarından, ona yönelik karşılık göremediği bazı duygular beslediği anlaşılmaktadır. 1862’de evine geri dönmüş ve Wadsworth’ü tanımadan önceki haline göre daha içine kapalı bir kişiliğe bürünmüştür. Wadsworth’ün, şiirlerinde geçen sevgili olduğuna ilişkin yazın çevrelerinde güçlü bir görüş birliği vardır. (Başka bir anlatışla; 23 yaşındayken evli bir şair ve din adamı olan Charles Wadsworth’a aşık oldu. birbirlerini yalnızca 3 kere görmelerine rağmen çoğu şiirinde bu aşktan izler görebiliriz. Wadsworth’un 1861’de California’ya gitmesiyle en verimli dönemini yaşamış ve ” yaşamına inen ölüm darbesi zihnine inen bir yaşam-darbesine dönüşmüştü.”)

Evine kapandığı için, o sıralarda ABD’de sürmekte olan iç savaş onu pek etkilememiştir. İnzivadayken yazdığı şiirlerin bir bölümünü dönemin önde gelen eleştirmenlerinden ve yazarlarından olan Thomas Higginson’a göndermiştir. Higginson, şiirlerini okuyarak, beğendiğini, ama serbest bir biçem kullanmak yerine daha geleneksel şiir anlayışına yönelmesi gerektiğini belirten bir yanıt yazmış ve şiirlerini bu öneri doğrultusunda düzeltmesini önermiştir. Dickinson, bu önerileri dikkate almayarak, daha da içine kapanmıştır. Yaşarken yalnızca yedi şiiri basılmıştır.

Yaşamının son yıllarında artık eve pek ziyaretçi de kabul etmemiş, ancak arkadaşlarıyla olan ilişkilerini onlara mektuplar ve küçük hediyeler gönderme yoluyla sürdürmüştür.

1886’daki ölümünden sonra odasına giren kızkardeşi, odasında ondan kalan 1.800 kadar şiir bulmuştur. Ölümünden sonraki dört yılda, yani 1890’a değin, şiirlerinin neredeyse tamamı yayımlanmıştır.

1920’lerde ise, ABD’deki en çok sevilen şairlerden biri olmuş ve ünü bugüne değin sürmüştür.

 

 

Şiir Anlayışı

Şiirlerinde patlamalar halinde duygu akımı görülür. Çoğu tek bir imgeye ya da simgeye dayalı olan kısa şiirler yazmıştır. Ancak kısa şiirlerinde, yaşamındaki en önemli şeyleri en etkili biçimde yansıtmaktadır. Şiirlerinde asla yaşayamadığı aşkı ve kavuşamadığı sevgiliyi anlatır. Doğa hakkında şiirleri de vardır. Ulaşamadığı başarıdan ve hep arkadaşı olarak gördüğü başarısızlıktan söz ettiği şiirleri de vardır. Bu tür öğeleri şiirlerinde o denli etkileyici bir dille yansıtır ki, o nedenle ABD’de tüm zamanların en iyi şairlerinden sayılmaktadır.

Emily Elizabeth Dickinson

Emily Elizabeth Dickinson

Bazı Şiirleri

“Yaşamını bir çekmeceye sığdırıp yaşarken kendi ağıdını yazmış şair.”

Sonbaharda geleceğini bilseydim

bilseydim sonbaharda olacağını bu işin
yazı bir yana iterdim
yarı kızgın yarı gülüşle
ev kadınlarının sinekleri kovduğu gibi

bir yıl içinde buluşacağımızı bilseydim
ayları yumak yapardım
ayrı ayrı dolaplara doldurur
günlerini beklerdim

şayet asırlar unutsaydı gelmeyi
onları elime dolardım
parmaklarım durana kadar
geçmiş günlerin içinde

bilseydim ne zaman biteceğini ömrün
ikimizin ömrünün
onları bir meyva kabuğu gibi soyar
tadlarına bakardım.

Emily Dickinson

There is another sky / Başka bir sema var / E.Dickinson

Daima açık ve durgun

Farklı bir sema,
Ve karanlığa rağmen
Değişik bir günışığı var orada;
Solgun ormanlar dert değil,
Sessiz tarlalara etme aldırış,
Yaprakları yeşil
Bir küçük orman var yaz kış-
Ve parlak bir bahçe var, kırağı
Ve donun asla uğramadığı;
Solmayan çiçeklerinin içinde
Arıların canlı vızıltısını işitirim:
Gel gir, bahçeme
Yalvarırım, kardeşim!

Çeviren: Osman Tuğlu

Çeviren: Talat Sait Halma / Bir Saat Beklemek Çok Uzun İş

Bir saat beklemek çok uzun iş,
Aşk biraz ötede duruyorsa;
Kısadır sonsuzluğu bekleyiş,
Sonunda aşk armağanı varsa..

Cenneti yukarıda hiç bulamaz
Aşağıda bulamayan.
Tanrı’nın konutu benimkiyle yan yana
Eşyası aşktan.

 

Kalbim Unutacağız Onu  1764

Kalbim, unutacağız onu,
Bu gece, sen ve ben.
Ben ışığı unutayım,
Onun sıcaklığını sen.

Unuttuğun vakit, söyle bana,
Ola ki düşüncem donar.
Acele et, oyalanırken sen,
Hatırlayabilirim tekrar.

Bir kitap kadar elverişli değildir hiçbir gemi
Uzak ülkelere götürmek için bizi.
Ve hiçbir atın şaha kalkmış
Bir sayfa şiire ulaşamaz hızı.
En yoksullar bile katılabilir bu tura
Kaçak yolculuk etmelere son,
Ne kadar hesaplı şu
İnsan ruhunu taşıyan fayton..

Çeviren: Nazmi Ağıl /Emily Dickinson

En hüzünlü ses en tatlı ses

En çılgın ses büyüyen,-
Kuşların sesidir baharda,
Gece hoş bir tat bırakıp giderken.

Mart’la Nisan arasındaki çizgi-
O büyük sihirli sınır
Ötesinde Yaz, nefes alsa duyulur
Yakınlıkta, kararsızlıklar yaşamaktadır.

Bir zamanlar bizimle eyleşen
Dostları hatırlatır bir bir,
Ki ayrılığın kara büyüsüyle büyüyen
Hasretleri artık insafsızca derindir.

Yasını tuttuğumuz ne varsa
Hatıra gelir yeniden,
Ötmesin isteriz kuşlar
Sussun isteriz bu siren.

Bir kulak deşebilir bir kalbi
Bir mızrak kadar kıvrak,
Keşke kalbe bu kadar tehlikeli
Bir şekilde yakın olmasaydı kulak.

Eğer / Emily Dickinson

Eğer sonbaharda geliyor olsaydın

Yazı yok ederdim
Yarı tebessüm ve yarı inkarla,
Uçardım ev kadınları gibi.
Eğer seni bir sene sonra görebilseydim,

Ayları yumak gibi sarar,
Değişik çekmecelere koyardım,
Birbirlerine karışmasınlar diye.
Eğer asırlar ertelenseydi,

Onları parmaklarımla sayıp,
Hesaplardım, Van Dieman’ın ülkesine
Parmaklarım düşene kadar.
Eğer bu hayatın onunda
Her şey kesin ve gerektiği gibi bizim olsaydı,
Yaşamı bir kabuk gibi öteye atar
Ölümsüzlüğü seçerdim.
Ama şimdi ne zaman biteceği belirsiz
Bu hatıralar
Beni öldürdüğünü sezdirmeden
Bal arısı gibi dürtüyor.

İstemeyi Bilmeyen Tadamaz-En

İstemeyi bilmeyen tadamaz, -en
Çılgınca neşeyi;
Perhizin şöleni
Daha iyidir şarabınkinden.

Umudu içerir, henüz kavranmasa da
Arzunun kusursuz hedefini,
Gelmez daha yakına, gerçeklik
Ruhundaki büyüyü bozar yoksa.

Tuhaf Bir Yaratıktır Geçmiş / Emily Dickinson

Tuhaf bir yaratıktır geçmiş,
Yüzleşmek onunla
Bir esrimeyle ödüllendirilir,
Ya da bir utançla

Silahsız çıkan varsa karşısına
Emrederim ona, kaç!
Küflü cephanesi hala
Karşılık verebilir!

We passed the School, where Children strove
At Recess—in the Ring—
We passed the fields of Gazing Grain—
We passed the Setting Sun—

çocukların içinde çabaladığı okuldan geçtik
halkadaki oyuktan
yeşerme beklentisindeki tohum tarlalarından…
…(ve)batan güneşten

Ölüm Üzerine, Çeviri Oğuz Cebeci

ben duramadığımdan çünkü-ölüm için-
o-benim için durdu-kibarca-
bir bizi aldı araba-
ve bir de ölümsüzlüğü

yavaşça sürdük-hiç acelesi yoktu
ve ben de bir yana koydum
hem emeğimi hem de boş zamanımı
onun kibarlığı karşısında

okulu geçtik-çocukların itişip kakıştığı
teneffüs vakti-halka olmuş-
geçtik-gözü dalan ekin tarlalarını
batan güneşi geçtik-

ya da- o bizi geçti-
çiğ damlaları düştü keskin ve ürpertici
ağdan yapılmıştı çünkü giysim
ve atkım-yalnızca tüldü-

bir evin önünde durduk
bir toprak yığınına benzeyen
çatı görünmüyordu neredeyse
-kornişler-yerin altındaydı

ondan sonra-yüzyıllar oldu-ama
bir günden kısa sanki
-sanmıştım ki-önceleri
atların başları
sonsuzluğa çevriliydi.

“geniş yap bu yatağı
dikkatle yap
içinde yargı kırılana dek bekle
harika ve adaletle
çarşaf dümdüz olsun
yastıkları yuvarlak
güneşin hiçbir sarı gürültüsünün
burayı rahatsız etmesine izin verme “

Emily Dickinson ‘a ait bu şiir Sophie s Choice filminde kullanılmıştır.

Tanrıyla ilişkileri ise çok içtendi ve cenneti yeryüzünde arardı. (Anıl Meriçelli)

_____

Emily Dickinson

“cenneti yukarıda hiç bulamaz
aşağıda bulamayan,
tanrı’nın konutu benimkiyle yanyana
eşyası aşktan”
“yıllar boyunca -açtım-
öğle vaktim yemeğe geldi-
titreyerek masayı çektim
ve dokundum o tuhaf şaraba-

masalarda gördüğümdü, bu
eve dönerken aç aç
umamayacağım bir servet için
pencerelerden içeri baktığımda-

“kimi iyi geceler der – geceleyin-
ben gündüzün iyi geceler derim-
hoşçakal – desin bana gitmek-
iyi geceler olur gene cevabım-“

“bana, tatlım, iki miras bıraktın,-
aşk mirasıydı biri
gökteki tanrı sevinirdi,
o’na sunulsaydı eğer;
bana acının sınırlarını bıraktın
engin deniz gibi;
sonsuzluk ve zaman arasında,
senin bilincin ve benimki.”

ben hiç kimseyim! sen kimsin?
sende mi hiç kimsesin?
öyleyse bir çift var bizden -haber verme sakın!
bilirsin, sürgüne yollarlar bizi.

ne kadar can sıkıcı birisi olmak!
ne kadar halka ait, kurbağa gibi
her allahın günü söylemek kendi ismini
hayran hayran bakan bir bataklığa!

eğer sonbaharda geliyor olsaydın,
yazı yok ederdim
yarı tebessüm ve yarı inkarla,
uçardım ev kadınları gibi.
eğer seni bir sene sonra görebilseydim,
ayları yumak gibi sarar,
değişik çekmecelere koyardım,
birbirlerine karışmasınlar diye.

eğer asırlar ertelenseydi,
onları parmaklarımla sayıp,
hesaplardım, van dieman’ın ülkesine
parmaklarım düşene kadar

eğer bu hayatın sonunda
herşey kesin ve gerektiği gibi bizim olsaydı,
yaşamı bir kabuk gibi öteye atar
ölümsüzlüğü seçerdim.

ama şimdi ne zaman biteceği belirsiz
bu hatıralar
beni öldürdüğünü sezdirmeden
bal arısı gibi dürtüyor.

“bir kitabı okuduğumda bütün bedenim hiçbir ateşin ısıtamayacağı kadar üşürse bilirim ki o, şiirdir.”

“yaşlılık, sanıldığı gibi yavaş yavaş değil birdenbire gelir.”

“ruhunuzun kapısını aralıklı bırakın ki, coşkulu deneyimleri karşılamaya her zaman hazır olsun.”

“yaralı bir geyik en yükseğe sıçrar.”

“tanrının her yerde olduğu söylenir; ama bizler onu her zaman biraz münzevi olarak düşünürüz.”

“yaşananların bir daha asla geri gelmeyecek olması hayatı tatlı kılar.”

“hiçbir şey söylememek bazen çok şey söylemektir.”

“güzellik yaratılmaz. o öylece vardır.”

“bir sözcük, söylendiğinde ölür der bazıları. bense tam da o an yaşamaya başladığını söylüyorum.”

“beyin gökyüzünden daha geniştir.”

daha yalnız olunabilirdi, yalnızlık olmasaydı”

“umutsuz bir aşkın şairi” diyor anıl meriçelli

”tanrı’nın konutu benimkiyle yanyana eşyası aşktan” (sevdiği adama)

“bir kuş, yere indi gezinti için- onu gördüğümü hiç farketmedi-“

Emily Dickinson, 1850 civarı. Bilinen tek ikinci fotoğrafıdır. Emily Dickinson Müzesin'deki uzmanlar resmin otantikliğini red etmişlerdir.

Emily Dickinson, 1850 civarı. Bilinen tek ikinci fotoğrafıdır. Emily Dickinson Müzesin’deki uzmanlar resmin otantikliğini red etmişlerdir.

 Derleme; Yaşama Uğraşı. Bagajımdaki Eflatun’a katklılarından dolayı teşekkürler.

Share.

About Author

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

fuck you google, child porn fuck you google, child porn fuck you google, child porn fuck you google, child porn